Şimdiye Kadar Yazılmamış Özellikleriyle: BEŞİKTAŞ

0
283

Dünyanın kıtalar arası seyahatte rekor kıran insanları Beşiktaşlılar ile Üsküdarlılardır. İşi veya evi karşı sahilde olan bir Beşiktaşlı (veya Üsküdarlı) sabahakşam, günde birkaç defa (kıt’a) değiştirir: Asya’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Asya’ya geçer!.. Öyle ya? Üsküdar Asya’da, Beşiktaş Avrupa’dadır. Boğaziçi’ni, bu iki yer arasında sıksık geçen gemilere ben (TransBosfor) adını taktım. Yani (BoğazGeçen)!.. Transatlantik demek, Atlantik denizini geçen, mânasına gelir ya? Boğaziçi yerine de, “trans” kelimesine uysun diye frenkçe “Bosfor” dedim.

Gelin, sizinle Beşiktaş’ı iskelesinden gezmeye başlayalım. Eskiden vapur iskelesine girerken yolcuların burnu karılırdı!.. Giriş kapısı yanındaki tuvalet (I) keskin amonyak kokularını Londra’nın sis bulutları gibi etrafa yayarken vapur bileti almak için kuyrukta beklemek cehennem azabından farksızdı. Şimdi iskelenin içi tamir edildi; ama kokulu bulutlar hâlâ yerinde duruyor.

İstanbul’un en mükemmel stadyumu Beşiktaş’ta Ihlamurda yapılabilir. Ihlamur deresinin başladığı Yıldız etekleri, üç taraflı tabii tribün şeklinde yükselen bir vadidir. Tıpkı eski Roma, Bizans, Yunan anfi teatırları gibi? Zaten Beşiktaş jimnastik Kulübü de aynı yeri istemiştir. Beşon kulübenin istimlâkiyle bu mümkündür. Beşiktaş, stadyumunu bekliyor.

Beşiktaş halkı 1954 de 84.582 kişiydi. Bugün 100.000’i geçmiştir. En büyük özelliği kulüplerini başka semtlerden daha fazla (tutmak)tır. Mesela Kadıköy’de Fenerbahçeli, Beyoğlu’nda Galatasaraylı olmayan çoktur ama Beşiktaş’ta Beşiktaş Jimnastik Kulübünü tutmayan pek azdır.

Beşiktaş’ın biricik meydanı “Barbaros” tur, Barbaros Meydanı, Londra’nın Trafalgar Meydanı gibi, bir denizcinin hatırasıyla kaplıdır. Orada Amiral Nelson, burada da Derya Kaptanı “Cennetmekân Gazi Barbaros Hayrettin Pasa Hazretleri”!.. Ece ovalı Yakup ismin bir “sipahi” nin oğlu olan Barbaros’un asıl adı Hızır’dır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında “Kaptanı Derya’ olmuş; denizciliği kendilerinden başka kimsenin bilmediğini gurur ve kibirle dünyaya ilân eden bir kavmin en ünlü amiral! Andrea Dorya’yı daha az gemiyle yenmiştir. Preveze deniz savaşı, Türklerin yalnız karada değil denizde de ne yaman bir cengâver olduğunu “cihanı aleme” göstermiştir..

Türbesinin karşısında anıtı var. Yahya Kemal’in şiiri tunç harflerle yazılmış:

“Deniz ufkundan bu top sesleri neden geliyor?

Barbaros belki donanmayla seferden geliyor…

“Beşiktaş’ın Barbaros Meydanı için en güzel şiiri Behçet Necatigil yazmıştır. Bir de meşhur şarkısı vardır, Beşiktaş’ın:

“Üsküdar’dan Beşiktaş’a yol gider

Hanımlara deste deste gül gider

Yandım çavuş, yandım senin elinden

Çok sallama kasatura da belinden

Beşiktaş, saraylar ve saraya mensup ailelerin toplandığı semttir. Osmanlı tarihinin 19 ve 20 inci asır sayraları Beşiktaşta yazılmıştır… Abdümecit, Abdulaziz ve Abdulhamit Sarayburnundaki Topkapı Sarayında oturmamışlardır. Ihlamur Köşkü, Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Yıldız Sarayı bu hükümdarların zamanında yapılmıştır. Dolmabahçe Sarayı 1854, Çırağan 1871 de yapılmıştır. İlki Abdülmecit, ikincisi Abdülâziz devrindedir. Abdühamit Yıldız Sarayında yaşamıştır.

Beşiktaş halkı içinde eski aileler hep sarayla alâkalı kimselerdi. Padişahlar zamanında bu semte yerleşmek kolay değildir. Yıldız Sarayından çıkan yemeklerle bütün semt halkı doyardı. Hele bayramlarda, törenlerde etrafa dağıtılan hediyeler, atiyyeler, giyecek ve yiyecekler bitip tükenmezdi. Saray haremlerine dünyanın en güzel kadınları toplandığı için Beşiktaş saraylarından civardaki köşklere, evlere yayılan, dağılan bir güzel nesil dalgası vardır. Maçka’da, Vişnezade mahallesinde, Serencebey Yokuşunda rastlayacağınız güzel kadınların hafif kemerli burunları Osmanlı hanedanının (alâmeti fârika) sını taşırlar!

Spor Caddesi, diye berbat bir ismi olduğu için halk tarafından “Akaretler” diye anılan geniş yokuştaki evler Üçüncü Napoleon devri Fransa’sından kopya edilmiş mimari tarzındadır. Akaretlerdeki evler uğurlu sayılır. Beşiktaş Kulübünün lokali bu yokuştadır. Atatürk şişlideki eve geçmeden buradaki 78 numaralı evde milli kurtuluş plânlarını hazırlıyordu.

Beşiktaş halkının en az tanıdığı yer neresidir? Yediden yetmişe kadar hepsine sorun % 99 u Dolmabahçe Sarayının Veliahd dairesindeki Resim ve Heykel Müzesi’ni gezmemiştir! İçinde ne olduğunu bilmez?

Ya Galatasaray ve Kabataş liseleri? Yüksek Deniz Ticaret Okulu? Bu kocaman yapılara “Fer’iye Sarayları” denirdi. Fer’i = ilâve, demektir. Yâni. Dolmabahçe ve Çırağan sarayının ilâveleri… Çırağan Sarayının harem dairesi bugün Beşiktaş Ortaokulu olarak kullanılmaktadır Beşiktaş’ta İstanbul Konservatuvarı, Teknik Okulu, Polis Okulu, Harp Akademisi, Sağır ve Dilsizler Okulu da vardır.

Bugün Dolmabahçe Stadyumunun bulunduğu yer eskiden has ahırdı. Yâni, padişahın ve yanındakilerin atları, arabaları burada dururdu. Gümüşsuyu’ndan Dolmabahçe’ye inen bugünkü yolun alt başında Abdülmecit tarafından bir tiyatro yaptırılmıştı. İstanbul’da “Güzel Helena” filmi oynamadan tam bir asır evvel burada Avusturyalı bir trup Güzel Helena’yı tiyatro olarak oynadı. Temsili padişah Abdülmecit o kadar beğenmiş ki, önündeki kafesi eliyle itip açmış; artistleri şiddetle alkışlamış, oyunu sabaha kadar yeniden oynatmış!

Kimse dikkat etmemiştir, ama Beşiktaş’ta iki tane “Kabataş” vardır. Biri Kabataş araba vapuru iskelesi civan biri de Kabataş Lisesi! Beşiktaş adının da Barbaros’un gemilerini sahile bağlamak için diktirdiği beş taştan geldiğini söylerler. Yıldız tepelerinin arkasında da “Dikilitaş” mahallesi var. Burada eski sporumuz olan okçuluk talimleri yapılırmış. Yarışmalarda kazananların rekorları ilelebet kalsın diye okul, düştüğü yere nişan taşları dikerlermiş. Uzerlerine, atan hakkında vezinli ve kafiyeli iltifatlar, takdirler, hatıralar yazarlarmış. Ne yapsınlar, o zamanlar gazete yokmuş; rekorları (tescil) edecek futbol, atletizm, güreş v.s. federasyonları, beden terbiyesi müdürlükleri filân yoklarmış!..

İstanbul’un en büyük bayram yeri eskiden Ihlamurda “Havuz Başı” denilen yerde kurulurdu. Buralarda havuzlar, bahçeler, mermer kitabeler, taş duvarlar, yaldızlı padişah tuğralarının süslediği abideler vardı. Bakımsızlıktan Trova Harabelerine döndü. Şimdi bu taşlar etraftaki gecekonduların temellerinde, duvarlarında sırıtıp duruyor… Nişantaşı tarafından Ihlamura inen bayıra “Fulya Bayırı” denir. Sarı beyaz renkleriyle ilkbaharda seyretmeye, koklamaya doyamazdınız. Karanfil tarlaları Mecidiyeköyü dutluklarına kadar uzanırdı. Dut ağaçları da Mecidiyeköyünden Beşiktaştaki Çıngıraklı Bostanla kadar inerdi. 1932 de Ihlamur Köşküne Atatürk gelmişti. Yanında eski Türklerin Oğuz Destanındaki Bozkurta benzeyen bir köpek vardı. Hey gidi günler hey… Bu Beşiktaş neler gördü? Ya Şeref Stadındaki maçlar? Yanık Çırağan Sarayının bahçesinde milletlerarası maçlar bile seyrettik…

Hâfız Burhan çocukluğumuzun en ünlü (hanende) siydi. O zaman (okuyucu) diye bir lâf icat edilmemişti. Ihlamurdaki Havuz Başı Bahçesinde o iri, 120 okkalık (kilo değil) adamın ince ve tatlı sesiyle söylediği şarkıları dinlerdik. İnsan şaşardı o vücuttan böyle bir ses nasıl çıkıyor diye? Okulların kır gezintilerinde çocuk sesimizle söylediğimiz: “

Kuş sesleri ovalara yayılır

İnsan buna hayran olur bayılır.

Kuzucuklar taze çimen aralar

Yeşillenmiş ağaçlarda yapraklar”

O zamanın hâfızaları güzel seslerini sadece Arapça değil Türkçe de dinletir; plâklarıyla bütün yurda yaşama aşkı, sevinci dağıtırdı… Borulu gramofonlar Yahya Efendi Mezarlığında bile çalınırdı. Yahya Efendi dergâhı Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi olan ermişin adına yapılmıştır. Yıldız Parkına girerken sağ koldaki yüksek set üzerindedir. Türbesini İkinci Selim (Sarı Selim yaptırmıştır.)

Boğaziçi kıyılarının Avrupa Rumen kıyısındaki en büyük vadisi olan Beşiktaş’ın Vişnezade sırtlarında Şenlik Dede, karşı sırtlarda Tuz Baba, Akaretlerde Tezveren Dede gibi evliyalar vardır. Tuz Baba’ya adak olarak tuz verilir. Kese kâğıdı içinde birkaç kilo tuzla işiniz hallolur. Bu tuzları yakındaki bir kadıncağız alıp paraya tahvil eder. Tezveren Dede daha enteresandır. Muradı olanlar gece yarısından sonra önüne gelip:

“Tezveren Dede, Tezveren Dede!

Muradım olursa sana

Bir göbek atam Dedel..”

derlermiş. En büyük camii Mimar Sinan tarafından Sinan Pasa adına yapılmıştır (1555). Sinan Paşa Kanuni’nin Kaptanı Deryası idi. Yıldız Parkında Şale (Chalet) Köşkü denilen yerin adı da bir acayiptir. “Chalet” Fransızca “köşk” demektir. Ya Şale Köşkü? O da “Köşk Köşkü manasına Beşiktaşlı Hafız Burhanın söylediği:

“Her yer karanlık pür nur o mevki…”

şarkısını son yıllarda Hamiyet Yüceses tekrar “Lanse” etti. Beşiktaş’ta en meşhur “Beşiktaşlı”, hânende Kemal Senman’dır. Herkes “Merhaba, Kemal Ağbi” demeden yanından geçmez. Deniz yollarının Hamdi Ağbisi de kulüp sevgisiyle tanınmış “ağbi”lerdendir.

Paylaş

CEVAP VER