BAHİS MERAKLILARI

0
78

Adada ters bindiği eşekle büyük tura çıkan – Galata Kulesinde şarkı söyleyen genç kız – Taksimde pijama ile dolaşan erkek – Beyazıt Meydanında kırk takla – Bir oturuşta 40 şişe bira vesaire…

Yazan: Cemaleddin BİLDİK (Olay, 1945)

Aşağı yukarı altı yıldır devam eden harp müddetince hemen hemen herkes bir erkanı harp kesilmiş, kendi görüş ve kanaatlerine dayanarak tuttukları tarafın galip çıkacağından âdeta inatla ısrar etmişlerdi. Harbin zaman zaman iki taraftan birinin leh veya aleyhinde vaziyet alması üzerine kanaatlerini değiştirenlere çok tesadüf edilmiş ve bu arada:

— Dediğim dedik, çaldığım düdüktür!

Diyenlere de az rastlanmamıştır.

Nihayet Avrupa’da harbin sona ermesi üzerine, dediklerinin dedik, çaldıklarının da düdük olmadığını görenler vardır ve bunlar şimdi, tıpkı bir futbol maçında veya at yarışında giriştikleri bahsi kaybedenler gibi:

— Keramet sahibi değilim ya!

Diyerek kendilerini mazur göstermeğe çalışıyorlar. Ben burada ne yanlış kanaat taşıyanlara târiz, ne de görüşlerinde isabet olanları methetmeyi aklımdan bile geçirmiş değilim; sadece vapurda tramvayda, trende otobüste, kahvede lokantada, meyhane ve barda, hulâsa kalabalık yerlerde duyduklarımdan bir kaçını kaydederek harp içinde ne enteresan bahislere girişilmiş olduğunu açıklamak istiyorum.

***

Büyükada’dan Köprüye hareket eden vapurun dip tarafında karşılıklı oturmuş iki yolcunun konuşmalarına kulak misafiri oluyorum. Biri, koskocaman göbeğini hoplata hoplata gülüyor ve dirseği ile yanındakini dürterek:

— Haydi bakalım, diyordu, bu pazar hazır ol…

Öteki buna pek aldırış etmek istemiyorsa da şişman adam Nuh diyor Peygamber demiyor:

— Yoooo öyle yağma yok… Pazar günü hazır ol… Eşeğe ters binip kuyruğunu eline alacak ve büyük tura çıkacaksın. Biz de eşekler üstünde seni takip ederek şarkı söyleyeceğiz. Nihayet anlaşıldı ki bu şişman adamla yanında oturan çelimsiz zat harbin ilk yılında iki taraf üzerinde bahse tutuşmuşlar.

Şişman adam, bu izahatı verirken çelim-siz arkadaşı dayanamayarak:

— Sus be birader, dedi, sus l Nerede ise bütün yolcuları pazar günü Adaya toplayacaksın. Her duyan eşeğe ters binmek nasıl oluyormuş görelim diye soluğu Adada alacak.

Mağrurane bir tavırla sağ elini kalbinin üstüne koyorak:

— Ben, erkek adadım. Sözümden asla caymış değilim. Değil mi ki bahsi kaybettim, eşeğe ters binmek şöyle dursun onu sırtıma yükleyerek tura çıkacağım bile vaat etmiş olsaydım yapardım vallahi…

Bu çelimsiz adam hakikaten eşeğe ters binip Ada’da büyük tura çıktı mı çıkmadı mı bilmiyorum. Şayet bunu yaptıysa gidip göremediğime yanarım doğrusu…

***

Bahsi kaybettiği takdirde arkadaşlarına büyük bir rakı ziyafeti vermeği vadeden paralılar olduğu gibi, karısına manto veya bir elbise yapmağı yine böyle uzun vadeli bir olayın tahakkukuna bırakan dar bütçeli kocalar da vardır ve öyle sanıyorum ki zafer haberi bu çeşit bahisler üzerinde bir çoklarını hayli masrafa sokmuştur.

Tanıdıklarım arasında bulunan yeni evli bir karı kocanın birbirlerine tamamen zıt kanaatte olduklarını biliyordum. Evvelki gün bu genç kocaya rastladım ve sordum:

— Nasıl, bayan bahsi kazandı değil mi?

Yüzünü ekşiterek cevap verdi:

— Bunun böyle olacağı zaten belliydi canım.

Şimdi ne olacak?

— Ne olacağı var mı bunun… Evleneli dört sene oldu, karıma ancak bir manto yapabildim. Beşinci sene-de ikinci bir mantoyu hak etmişti zaten. Harb içinde izdivaçta harb yüzünden karıma bir manto yapmışım çok mu?

Girişilen bahisler arasında Beyazıt meydanında kırk takla atmak, bir erkeğin Taksim meydanında güpe gündüz pijama ile dolaşması, genç bir kızın Galata kulesinde şarkı söylemesi, bir içki meraklısının bir oturuşta kırk bir şişe bira içmesi gibileri de vardır. Düşünüyorum: Bu içki meraklısı niçin kırk şişe biraya değil de kırk bir şişeye bahis tutuşmuş? Her halde kendisine kırk bir kere maşallah dedirtmek için olacak!..

Her ne hal ise… Bunlar yerine getirilmiş bahisler midir, değiller midir artık orasını Allah bilir… Fakat o eşeğe ters binmek bahsine girişen, bunu yapamadı ise müsade ediniz de onu şöylece eşeğe ben teres bindirivereyim.

Cemaleddin Bildik (olay, 1945)

Paylaş

CEVAP VER