ÇELİKTEN KÖLELER: ROBOT (1936)

0
566

Tam elli sene sonra, yani 1986 da torunlarımızdan biri sabahleyin İstanbul ufukları güneşin ilk ışıkları ile aydınlanmaya başlarken yatağında gözlerini açıyor ve parmağını yanındaki zile uzatıp çağırıyor. Bir dakika sonra elinde dumanları tüten bir kahvaltı tepsisiyle iki metre boyunda bir çelik köle muntazam ve ölçülü adımlarla içeriye giriyor ve yatağın yanındaki küçük masanın üstüne yine ölçülü ve muntazam hareketlerle ellerindeki tepsiyi bırakıyor. Sırtında eski garsonları ve köleleri hatırlatacak şekilde yollu kumaştan cekete benzer bir elbise vardır. Bütün vücut ve surat çelik safhalardan teşekkül etmiştir. Bu simanın harekete, tebessüme ihtiyacı yok. Onların isim yerine birer numarası vardır. Numarası söylendiği zaman kendine hitap edildiğini anlayacak ve o güne mahsus ve ihtiyacınıza göre hazırlanmış şeyleri bir gramofon plağındaki vuzuh ve katiyetle size söyleyecektir.

Scanned by Scan2Net

Farz edelim ki içeriye giren Robot’un numarası 95tir. Kahvaltısına başlayan torunumuz ona “söyle bakalım 95” diye sesleniyor ve çelik köle madeni sesiyle ağır ağır ve muntazam fasılalarla söylemeye başlıyor: “Bugün Mayısın 12 si. Çarşamba. Barometre yükseliyor. Hava ılık olacak. Saat onda Ankara’da randevunuz, akşam beşte Moskova’da işiniz var.” Ve başını eski garsonlar gibi hafifçe eğerek arka arkaya tıpkı eski köleleri taklit ederek odadan dışarıya çıkıyor.

Bugün etten, sinir ve kemikten yapılmış insanların gördükleri bütün ağıt ve yorucu işler, düşünce, karar, muhakeme ve irade istemeyen basit ve mihaniki vazifeler artık tamamı ile Robotlara intikal etmiştir. Apartman kapıcısı emektar bir Robot tur. Sokak süpürücüsü bu işi hiç yorulmadan ve canlı insandan daha mükemmel yapan bir çelik köledir. Kasa bekçisi bütün gece kasanın yanı başında elektrik gözlerde uyanık duran Robot tur. Yanma en kurnaz kasa hırsızının yaklaşmasına imkân var mı? Kafasına inecek çelik boks yumruğu ile bir saniyede nakavt olacağı muhakkaktır. Bütün itfaiye neferleri uzaktaki canlı bir kumandanın emri ile hareket eden çelik kölelerden teşekkül eder. Onların tehlikeden pervaları, ateşten ihtirazları olur mu? Bütün fener bekçileri artık Robotlara intikal eden tabiî bir meslek haline girmiştir. Fenerleri muntazam vakitlerde yakıp söndüren, bu itaatli kölenin yiyecek ihtiyacı ve tek başına bomboş sahillerde ve kayalıklar ortasında sıkılmak ihtimali yoktur.

Scanned by Scan2Net

Muharebelerin de onda sekizini onlar yapacaktır. Karşılıklı süngü hücumu hiç birini yıldırmayacağı ve zehirli gaz için maskeye muhtaç olmayacağı için onlara karşı tertip edilecek imha vasıtası muhtelif çeşitteki makinelerini tahrip etmek yoludur. Ve uzaktaki canlı kumandanlar işte bu işi sevk ve idare için uğraşırlar. Bir Robot ordusu içinde tayyare pilotları ve denizaltı gemisi efradı vardır. Ve çelik köle tayyare toplarından çekinmeksizin düşman hatlarına yaklaşır ve elindeki bütün tahrip vasıtalarını gözlerini kırpmadan kullanır. En korkunç ve muhteşem dritnotların bir Robot tarafından idare edilen denizaltı gemisi ile birkaç dakikada berhava edilmesi pek mümkündür.

Bugün için birer hülyaya pek benzeyen bu tasavvurların kırk, elli sene içinde meydana getirilmesi acaba kabil olacak mı? Buna ihtimal verebilmek için işin küçük bir tarihini ve şimdiye kadar yapılabilen Robot un marifetlerini göz önüne getirmeliyiz. Bir Robot içi muhtelif makinelerle dolu bir muayyen hareketleri yapmaya kabiliyetli kocaman bir bebek, marifetli bir kukla demektir. Bugünkü teknik vasıtaların henüz bilinmediği en uzak zamanlarda bile insanlar şaşılacak derecede marifetli bebekler ve kuklalar yapmışlardı. Hindistan’da büyük Buda heykelleri mabetlerde ayağa kalkar, yüzünü, gözünü ve ağzını kımıldatır, ellerinin hareketlerde kendisine ibadet edenleri takdis eder ve bu hareketlerden sonra yerine oturarak yine eski sükûtunu muhafaza ederdi.

Scanned by Scan2Net

Milâttan 280 sene önce “Batlamyos Flâdelf” in verdiği bir ziyafette bir heykel ayağa kalkıyor ve elindeki altın kapla davetlilere içki ikram ediyordu. En eski medeniyet devirlerinde yapılan bebeklerin, hele marifetli saatlerin hikâyesini eski tarihler uzun uzun yazarlar. Orta çağlarda meselâ Harunurre şid’in “Şarlman”a gönderdiği marifetli saat o zaman bütün garp âlemini hayrete düşürmüştü derler. Son asırlarda otomatik bebekler yapmak, oyuncak fabrikaları için adi işler haline girdi. Fakat bunlar ancak şaşırtmak ve eğlendirmek maksadına hizmet ederler. Jacquard’ın meydana getirdiği otomatik piyano gibi icatlar faydalı işlerin makineye yaptırılması hususundaki ilk adımlardan biridir.

Bugün bankalarda kullandığımız hesap makineleri canlı muhasiplerin uzun emeklerle buldukları yekûnları üç, beş saniye içinde ve hiç bir hataya meydan vermeden bize temin etmiyorlar mı? Günün birinde bir makinenin bize hesap yapacağını yirmi beş yıl evvel söylemiş olsalardı, buna ihtimal verir miydik? Bir elektrik süpürgesinin en dikkatli bir hizmetçiden daha iyi iş gördüğünü pekâlâ tecrübe ediyoruz. Londra’nın şarkısını, Kahire’nin mavalını, Moskova’nın propagandasını oturduğumuz yerde bize veren makinelerin bugünkü işleri yirmi beş sene evvel akılların almayacağı bir mesele değil miydi?

Robot yapmak merakı, son zamanlarda Amerikalı mühendisleri, fennin o kocaman çocuklarını hayli meraka düşürmüştür. Meselâ “Televox” denen bir Robot bir mikrofonla ve elektrik kulağı ile mücehhez olup çağırıldığı zaman yanınıza gelmekte, ellerini, kollarını hareket ettirmekte, hattâ teneffüs hareketlerini bile taklit etmektedir. Başka bir mühendis, çelikten bir köpek yapmış ki yaklaşıldığı zaman dişlerini göstererek hiddetli bir sesle havlamaktadır. İnsan şeklinde yapılan Robotların içerlerine küçük kıtada muhtelif ve hassas makineleri hesaplı bir surette yerleştirerek kendilerine basit bazı vazifeleri yaptırmanın mümkün olacağını elde edilen tecrübeler ispat ediyor. Onları elektrik kulağı gibi, elektrik gözüyle de teçhiz etmek, sesli filimler vasıtası ile konuşturmak, istenirse kendilerine hesap yaptırmak, ellerini, kollarını muayyen işler için hareket ettirmek kabil olacaktır. Hele, beş, on sene daha sabredelim. Bugün bir süpürge makinesini bir buz makinesini, gramofon, radyo vesaireyi kolayca alarak kullandığımız gibi, yarın evlerimize bir çelik hizmetçi de alabileceğiz. Ve çelik köleleri esaretten kurtarmak için hiç kimse mücadeleye lüzum hissetmeyecektir.

N.R.

 

Paylaş

CEVAP VER