Dünyayı Heyecana Veren Bir Hadise: 1956’DA AYA GİDİLECEK…

0
931

1900 yılında biri çıksa da, 20 yıl sonra dünyanın her tarafına uçarak gidebileceğiz, deseydi, adamcağızın aklından zoru olduğunu sanırdık. Ama bugün bu bir hakikattir. Aynı vaziyet feza dâhilinde yakında uçabileceğimizi söyleyenler için de bugün ileri sürülebilir. Oysa ki aya gidilebileceği Jül Vern ile Wels’in ütopik romanlarının mevzuu olmaktan çıkmış, ilmî bir hakikat haline gelmiştir. Birçok mühendisler nazarî ve amelî sahada bu uçuş için hazırlanmaktadırlar.

İlk nazarda bir uçakla 384 bin kilometrelik mesafeyi aşmak imkânsız gibi görünüyor.

Güçlüklerden bir kısmı da arzın cazibesinden kurtulmak ile aydan geri dönüş noktalan üzerinde toplanıyor. Böyle bir feza gemisinin New York’taki Empire State binalarından en yükseği olan 390 metrelik binadan daha yüksek, Queen Mary transatlantiğinden de daha ağır olması lâzım geliyor.

Werner Braum adındaki mühendis şöyle bir fikir düşünüyor:

Dünyamızla ay arasında, 1730 uncu kilometrede bir ara istasyon kurmak. Bu, aya doğru uçmanın ilk adımı olacaktır. Bu yükseklikte dünyamızın cazibe kuvveti sıfıra düşer. Ayın çekim kuvveti de henüz hissedilmez. 75 metre genişliğinde yapılacak olan daire biçimindeki bu istasyon dünyamızın etrafında saatte 25,400 kilometre hızla devredecektir. Bu istasyon mütehassıslar tarafından büyük bir maharetle atmosferin dışına çıkarılacak istasyon bir hava gemisidir. Bir nevi rokettir. Atmosferi parçalayarak yükselecek ve 29050 kilometrelik bir azamî hızla yol alabilecektir, iç içe üç roket geminin monte edilmesinden meydana gelecektir. Her birisi kendine mahsus bir müteharrik kuvvet membaına sahip olacaktır. En iç kısmında hakikî ay gemisi bulunacaktır. Bu gemi 24 katlı bir bina cesametinde, 6400 ton ağırlığında olacaktır. Mürettebatından maada 33 tonluk malzeme ve müteharrik kuvvet taşıyabilecektir.

Scanned by Scan2Net

Üç roket iç içe olduğu halde yerden 40 inci kilometreye kadar yükselecektir. Bu esnada hızı saatte 8490 kilometre olacaktır. Burada birinci roketin vazifesi bitecek, gemiden kopacaktır. Bundan sonra ikinci roket uçmaya devam edecektir. 64 üncü kilometrede roketin hızı saatte 23000 kilometreyi bulacaktır, ikinci roket de burada ayrılacaktır. 102 inci kilometreden itibaren hakikî roket, 29650 kilometre hızla yol almaya başlayacaktır. Buradan sonra dünyanın cazibe kuvveti sıfıra indiği için artık kuvvei muharrike sarfına lüzum yoktur.

Gemi hiçbir hava mukavemetiyle de karşılaşmayacağından roketin bir ucunun sivri olmasına lüzum yoktur. Bundan dolayı tamamen bir uçan daire biçiminde inşa edilecektir.

Ay gemisinin ikinci bölgesinde müteharrik kuvvet kaynağı Hydrazin ile Salpeter asidinden ibarettir. Bu gemi, aya olan 384.000 kilometre mesafeyi tam beş günde alacaktır, alacaktır. 5 günde de geri dönecektir. Üçüncü bölge ayda kaldığı için, omur ağırlığı kadar ay materyali dünyamıza taşınabilecektir.

Böyle bir geminin inşası uzun hesap işidir. Yıllar ister. En geç bu geminin inşası 1964 de mümkün olacaktır. Bu gemi ayda Sinüs mevkiine inecektir. İniş aynı gecesine rastlayacaktır. Ay geceleri bizim gecelerimizden daha soğuktur.

Aya inerken en kritik anlar son on dakika içindedir. Geminin süvarisi paraşüt cihazını çalıştırarak ayın sathına yaklaşacaktır. Hızı sıfıra tam zamanında ulaştırmak lâzımdır. Yoksa gemi parçalanır.

Roketten dışarı çıkarken de insanların adımlarım iyi kullanmaları lâzım gelecektir. Dünyada 90 kilo gelen bir adam orada 15 kilo ancak gelir. Ayın günü bizim ölçülerimiz- le bir hafta sürer. Bu yüzden ilk haftayı gece ve gündüzlerde rastlar ve ölçüler yapmakla geçireceklerdir, ikinci hafta sonunda da geri dönülecektir.

Çeviren: Semiral Bilbaşar

 

Paylaş

CEVAP VER