ESRARKEŞ MÜZİSYENLER (1954)

0
707
Scanned by Scan2Net

Ortada Davulunun Başında Gördüğünüz Caz Üstadı Gene Krupa Bir Zamanlar Esrar Müptelâsı İdi Ve Bu Yüzden Hapise Bile Girmişti. Fakat Sonradan Hatasını Anlayarak Bu Ahlâkını Terk etti.

Caz meraklıları Gene Krupa’nın dünyanın en iyi davulcusu olduğundan şüphe etmezler. Krupa çaldığı sololardaki ritmi Afrika ormanlarındaki vahşîlerden almıştır. Esasen vahşîlerin tamtamlarını plâklardan dinlemek en büyük zevklerinden biridir.

Krupa sololarına ağır ağır başlar, sonra o kadar süratlenir ve gürültülü bir hal alır ki caz müziğinden anlamayan birisi için bunun kuru gürültüden bir farkı kalmaz. Kendisi de soloların sonunda yorgunluktan bitkin bir vaziyete düşer.

1943 senesinde Krupa esrar içmek suçu ile hapse atılınca bu işten anlayanlar pek şaşmışlardı. Çünkü aşağı yukarı bütün diğer caz müzisyenleri de, daha çok hissederek çalabilmek için, marijuana veyahut buna benzer uyuşturucu maddeler kullanmışlardır veya kullanmaktadırlar.

Krupa bu yüzden 2 kere hapse girmiştir. Orkestrasında çalan 3 kişi de aynı suçtan hapsedilmişlerdir. Nihayet Krupa uyuşturucu madde kullanmaktan vazgeçmiş ve “Bizim gibi 2, 3 kişinin kötü huylan bütün müzik ve eğlence âlemine zarar getirmektedir’’ demiştir.

Fakat Krupa’nın esrar kullanmaktan vazgeçmesi ve aleyhinde konuşması diğer müzisyenlerin bu maddeleri mebzulen istimal etmelerine mâni olamamıştır.

Amerikanın Sıhhat Vekâletinden Dr. Aldrich uyuşturucu maddelerin müzisyenler üzerindeki tesirlerini tahlil edince gayet tuhaf bir netice ortaya çıktı. Yapılan tecrübeler neticesinde marijuananın müzisyenlerin çalma kabiliyetlerini arttıracağı yerde azalttığını ortaya çıkardı.

Esasen caz müzisyenlerinin içkiye veya esrar çekmeye başladıktan sonra sükselerinin ve muvaffakiyetlerinin azaldığı görülür. Acaba kabiliyetlerini ve muvaffakiyetlerini azaltan bu maddelere karşı ihtiyacı neden hissediyorlar? Ön plândaki bütün caz müzisyenlerinin hayatî problemlerini ele alan bu sualin cevabı herhalde bu insanların haddinden fazla hisli, yani bir nevi deli oldukları şeklinde verilebilir.

Müzisyenlerin niçin esrar içtiklerini soran New York Sunday News gazetesi muhabirine meşhur bir orkestra şefi, “Viski gibi insanın içini parçalamadığı için” diye cevap vermiştir.

Başka bir şef de marijuananın zararlarından bahsederken “Marijuana kullanan bir tek müzisyen bütün orkestranın temposunu bozabilir.” demiştir.

Esrar kullanmak yüzünden hayalarını mahveden müzisyenlerin en meşhuru şüphesiz ki dünyanın en iyi kornetisti olarak tanınan Bix Biederbecke’dir. Bix’in hayatı musiki tarihinde bir efsane halini almıştır. Caz hayatına Volverina gibi meşhur bir orkestrada çalarak başlayan Bix tamamen içinden geleni çalardı ve katiyen orkestraya uymazdı. Sonradan Paul Whitmanın orkestrasına haftada 300 dolarla girdi. Fakat bu orkestrada istediği gibi serbestçe çalmasına fırsat verilmiyordu. Sıkıntısından içmeye başladı ve gittikçe alkolik bir hal aldı. Artık provalara sarhoş geliyor ve bazen da konserlerde bulunmuyordu, vaktinin çoğunu New York’taki bir otel odasında klâsik müzik plâkları dinleyerek geçiriyordu. Nihayet sıhhati son derece bozuldu ev 28 yaşında zatürreeden öldü.

Bix’in en büyük sıkıntısı koronetiyle çıkarmasına imkân olmayan bazı melodileri çalmak istemesi idi. Sabah akşam bu sesleri kafasının içinde duyar ve boş yere koronetiyle çıkarmaya uğraşırdı. İşte bu muvaffkaiyetsizlik onun alkolik olmasına sebep teşkil etti.

Diğer meşhur bir koronist de zenci Joe Oliver’di Joe rekabete tahammül edemeyen bir egomanyaktı. Başka bir kabarede bir müzisyenin halkı topladığını duyduğu zaman he men oraya gider ve koronerini çalarak dinleyicileri mest ederdi. Sonradan hepsini peşine takıp kendi kabaresine getirirdi. Kendisinin dünyanın en iyi kornetisti olduğuna kani idi. Dişleri dökülüp de âleti çalamaz olunca üzüntüsünden öldü.

Bu şekilde ya delirerek veyahut da esrar yüzünden ölen birçok meşhur cazcılar vardır. Hatta meşhur müzisyenlerin ekseriyeti bu şekilde ölüyorlar denebilir.

Büyük cazcıların değişik yaradılışta insanlar oldukları muhakkaktır. Çünkü bu insanlar günlük mesaileriyle tatmin olmazlar da çalışma saatlerinin haricinde zevkleri için çalarlar. Meselâ Cem Şeşin denilen müzik toplantıları vardır. Burada muayyen bir orkestra bilinen parçaları çalmaz da şuradan buradan gelen müzisyenler o sırada hissettiklerini çalarlar. Bu Cem Seşinlerin güneş doğuncaya kadar devam ettiği görülmüştür. Son müzisyen de yorgunluktan düşünceye kadar toplantı dağılmaz. Başka herhangi bir mesleğe bu derece bağlılık görülemez.

Cazın insan bünyesinde yaptığı tesirler hakkında bazı doktorla, “Beyine kadar nüfuz edip şuuru uyuşturan ilâçlar gibi hafıza ve düşünce kabiliyetini altüst eder” diyorlar. Bu iddia hakikat olarak kabul edildiği takdirde caz müptelâlarına birer hasta gözüyle bakmak icap eder.

Bunun aksine olarak cazın insanlara gayet faydalı olduğu iddiasını ileri sürenler de vardır. En doğrusu bunların ortasını alarak caz müziğinin sadece eğlendirici mahiyeti olduğunu kabul etmektir.

Caz müzisyenlerinin deli olup olmadığı meselesi ise herhalde kısaca kesilip atılabilecek bir mesele değildir. Çünkü bütün büyük sanatkârlar gibi büyük cazcılar da bir dereceye kadar delidirler Fakat Allaha çok şükür ki zararlı deli değiller.

 

Paylaş

CEVAP VER