İLİM ÖLÜMÜ YENEBİLECEK Mİ?

0
1016
Scanned by Scan2Net

Bugün yapılan tetkikler ve tecrübeler gösteriyor ki ilim ölümün sırtını yere getirmek sureti ile onu yenemese bile hiç olmazsa insanların ömrünü uzatacak ve ölüme sayı hesabı ile galip gelecektir.

Ölüm, hayat için en tabiî ve zarurî bir hakikat olduğu halde ilim onu yine bilmek için uğraşmaktan hiç geri kalmıyor. Onu yenmek demek belki büsbütün ortadan kaldırmak demek değildir, ölümü biraz geriletmek ve insanın tabiî ve vasatı ömrünü on beş, yirmi, hattâ kırk, elli sene daha arttırmak kabil olduğunu kat’î surette iddia eden ve ölümü bu yolda yenmeye uğraşan âlimler var ki tecrübeleri günden güne kat’ileşen neticeler vermektedir.

Bütün manevî ve uzvî kuvvet ve kabiliyetlerini muhafaza etmek şartile hayli uzun yaşamış olan adamların varlığı bu mesele için uğraşanlara bir tetkik zemini açmıştır. Çünkü o müstesna ve nadir insanların uzun ömürlerini ve ihtiyarlıklarında da sağlam kalışlarını temin eden sebepler olmak lâzım gelir ki bunları tayin ettikten sonra bütün insanlar için bu sebepleri meydana ge tirmiye uğraşmak hiç de imkânsız görünen bir mesele değildir.

Meselâ meşhur gençlik aşısı mucidi Voronoff’un tetkiklerine göre yalnız Fransa’da her sene yüz yaşma kadar yaşadıktan sonra ölen 130 kadar insana tesadüf edilmektedir. Geçenlerde Yugoslavya’da kasaplık eden İbrahim Goyan isimli 1 08 yaşındaki bir adamın otuz yaşındaki bir kadınla evlendiğini gazeteler haber verdiler. Bu İbrahim Goyan’ın bünye ve zekâ itibari ile mükemmel bir halde bulunduğunu da temin ettiler. Pek yakın zamanlarda bir İngiliz cambazı 96 yaşında bulunduğu halde en tehlikeli cambazlık marifetlerini yapmakta hiç güçlük çekmiyordu. Henry Johnston adını taşıyan bu ihtiyar cambaz yüz yaşını bulmadan dünya cambazhanesinden göçtü. Havre şehrinde doktorluk eden Bouy isimli 1 02 yaşındaki bir ihtiyar mesleğini pek âlâ yapıyordu. Papa on üçüncü Léon un 130 yaşında iken dahi faal bir a dam olduğu meşhurdur. Çok yaşamış bazı insanlar hakkında misaller verişimiz uzun ömrün insanlar için hiç de imkânsız bir şey olmadığını hatırlatmak içindir ve ilim adamları da söylediği gibi bu müstesna misallerin sebeplerini meydana çıkarıp tabiî ömrü uzatmak istemektedirler.

Muhtelif âlimler insanın tabiî ömrü olarak 125 seneyi ileri sürüyorlar. Meşhur biyoloji âlimi Meçnikof insan bünyesinin 125 yıl dayanabileceğini ve bu kadar yaşayamayanların tabiî bir surette ölmüş sayılamayacaklarını ileri sürerdi. Kendi de yetmiş bir yıldan fazla yaşı yamadı. Tabiat bizi daha uzun yaşamı ya kabiliyetli olarak yarattığı halde yüzde doksan beşimiz en son çağlara yaklaşmadan ölüyoruz. Bazılarımızda damarlar katılaşıyor, bir kısmımızda kalp iyi işlemez oluyor yahut vücudumuza mikroplu bir hastalık musallat oluyor veya ülser, kanser gibi bir hastalık henüz işleyebilecek bir halde bulunan bir makinenin durmasına sebep oluyor.

Fen adamları bütün bu arızalarla mücadele ederek muhtelif ölüm sebeplerini biraz daha geriye atmak için uğraşırken insanın hatırına şu noktanın da gelmemesi kabil değildir:

Henüz kırk yaşında iken saçlarımız dökülmeye, beyazlanmaya başlarsa, dişlerimiz çürür dökülürse, gözlerimiz, kulaklarımız iyi işlemezse yüz veya yüz yirmi beş yıl yaşamak neye yarayacak? Bu itiraz pek yerindedir. Ancak ömrümüzü uzatmaya uğraşan fen adamları ayni zamanda muhtelif azamızın genç kalmalarını temin edecek çareleri de ihmal etmiyorlar. Derimizin muhtelif noktalarındaki buruşuk ve kırışıkları gidermek ve o noktalara muvakkat dahi olsa bir gençlik vermek için Risler kan sindirme usulünü kullanmaktadır. Genç ve sağlam olan ve bu iş için beslenmiş bulunan atlardan alınmış kanı serum haline getirdikten sonra ampullere dolduruyor. Ampuldeki kan buruşmuş derinin üstüne damla damla dökülecek ve temiz parmaklarla ovularak mesamata sindirilecektir. Bu suretle derimize sindirilip içirilen kan o mıntıkada epeyce zaman için gençliğe mahsus taraveti meydana getirmektedir. Risler’in bu usulü eski zaman kadınlarının simalarını genç tutmak için çiy et ile masaj yapmalarını veya yüzlerine çiy et parçaları bağlayarak yatmalarını hatırlatır.

Doktor Carrel ile Metalnikoff un insanı gençleştirmek için yapmakta oldukları tecrübelere gelince:

Bu tez canlı maddenin ebedî olduğu hakikatine dayanmakta ve daimî gençliğin muhal olmadığı neticesine varmaktadır.

Malûmdur ki insan bünyesi, bütün mahlûkların vücutları gibi milyonlarca hücrelerden teşekkül etmiştir. Bu hücreler insanda bir milimetrenin yüzde biri büyüklüğünde olduğu için gözle fark edilmiyor. Lâkin mikroskop altında pekâlâ tetkik ediliyor. Muhakkak o lan bir şey var ki bu hücrelerden her biri ayrı bir hayata sahiptir. Hatta insan giyotin denen idam makinesi ile boğazlandıktan sonra dahi vücudundaki hücreler birkaç saat daha yaşıyor. Fakat onları besleyen kan deveranı durduğu için hücreler de yavaş yavaş ölmeye başlıyor. Hücre denen bu küçük mahlûklar için ihtiyarlık varsa da, beslendikleri müddetçe ölüm yoktur. Çünkü her hücre ihtiyarladıkça parçalanıyor ve her  parçası yeni ve genç bir hücre meydana getiriyor.

Şu halde asıl hücrelerin hayatı ebedidir. Weissmann’in dediği gibi ölüm ancak birçok hücrelerden mürekkep olan yüksek mahlûkların uğradıkları zarurî bir akıbettir. Nitekim Doktor Carrel in laboratuarında sun î bir surette 1912 den, yani yirmi dört seneden beri yaşatılan bir hayvandan alınmış bir et parçası bulunmaktadır.

Kanımızda bulunan beyaz kürelerin hariçten gelme mikropları öldürerek bünyemizi korumaya hizmet ettiklerini biliyoruz. İhtiyarlarda bu beyaz küreler vazifelerini iyi görmemeye başlıyorlar ve ihtiyar kanın zehirlenmeye başlaması bundan ileri geliyor. Doktor Carrel bu beyaz küreciklerin gençleşebileceklerini ispat eden muvaffakiyetli bir tecrübe yapmıştır. Çok yaşlı olduğu için kötürüm ve yarı kör bir hale gelen bir köpeğin bütün kanını almış ve filtre ederek kürecikleri ayırdıktan sonra hayvana tuzlu su şırınga etmiştir. Bunun üzerine hayvanın canlandığı, koşup havlamaya, iştiha ile yemeye başladığı, yani bütün manası ile gençleştiği görülmüştür. Köpek bu ameliyeden sonra üç ay kadar yaşadı ve bir kaza neticesinde zatürreeye tutularak öldü. İnsan bünyesini gençleştirmek hususunda kullanılan nebatî usare şırıngaları, kan verme tedbirleri, tuzlu su şırıngaları vesaire gibi birçok tedbirler üzerinde bugün hararetle uğraşılıyor. İlim, ölümü nakavt etmek, sırtını yere getirmek sureti ile yenemeyecektir. Fakat insan ömrünü uzatmak sureti ile ölüme hiç olmazsa sayı hesabı ile galip gelecektir.

N.R.

CEVAP VER