MERİHTEN DÜNYAYA HABER GELDİ

0
1019
Scanned by Scan2Net

İnsanlık bir gün, başka yıldızlarla münasebete geçer ve insan oğulları fezadaki meçhul yıldızlara ayak atarlarsa oraların, göğündeki kızıl güneşin altında garip manzaralar ve yabancı bir medeniyetin eserlerini bulacaklardır.

Amerikalı bilginler; Merihten ve güneş sistemine dahil başka yıldızlardan işaretler aldıklarını kat’iyetle iddia etmeğe başladılar. Fakat verilen işaretlerle nenin anlatılmak istendiği hakkında henüz kat’i hiçbir şey söylenemiyor.

Epeyce bir zamandan beri, hassas radyo âletleri, 200 ile 600 kilosikl arasında bir takım radyo dalgaları alıp duruyor. Bu radyo dalgalarını neşreden menba, şimdiye kadar bir türlü bulunamadı. Dalgaların fezadan geldikleri, şüphe götürmiyecek bir şekilde isbat edilmiş olduğu için bilginler, bu dalgaların başka yıldızlardan gönderildiğine ve o yıldızların dünya ile irtibata geçmeğe çalıştıklarına kanaat getirmeğe başlamış bulunuyorlar.’

Fakat böyle bir şeyi kabul etmek demek, başka yıldızlarda da medeniyet seviyesi bakımından, bizden kat kat ileri değillerse, en aşağı bizler kadar medenî, bir takım canlılar bulunduğuna inanmak demek değil midir?

Birleşik Amerikanın Princeton Üniversitesi rasathanesinin müdürü Doktor Henry Norris, bu mesele hakkında şöyle demektedir:    Fezadaki diğer yıldızlarda da dünyamızda olduğu gibi canlılar bulunduğunu kabul etmekte haklıyız. Son zamanlarda yapılan fotoğraf tecrübeleri, bize en yakın yıldızlardan bazılarının etrafında, göremediğimiz bir takım peykler dolaştığını meydana çıkardı. Bu peykler, bir takım ışıksız yıldızlardır ve ışık veren bir yıldız çevresinde dolanıp durmaktadır. Böyle peykler arasında, üstlerinde canlılar yaşıyan daha binlerce dünya bulunması çok muhtemeldir. Bizim güneş sistemimizde yalnız üç yıldız vardır, ki bunlarda canlıların barınması kabildir. Venüs (Eski adiyle Zühre), dünya ve Mars (eski adiyle Merih) yıldızları… Bunlardan dünya üzerinde hayat tam inkişaf halindedir. Mars yıldızında da hayatın var olduğu ve bugün de mevcut bulunduğu kesin bir ihtimal dahilinde sayılmaktadır. Madem ki güneş sisteminin iki yıldızında hayat bulunduğu isbat edilmiş gibidir. Şu halde daha başka güneş sistemlerinde hayat neden olmasın?..”

Paristeki Meudon rasathanesinden Doktor Eugen M. Antoniadi de aynı fikirdedir ve şöyle diyor: “Bizimkinden gayrı daha milyonlarca dünya üzerinde hayat olmamasını gerektirecek bir sebep yoktur. Her ne kadar Merihteki iklim insanların yaşaması için hayli sertse de, orada hayvan ve insan bulunması çok mümkündür. Fakat eğer varsa, oradaki hayatın bizimkinden hayli farklı olması gerekecektir.”

Merihte hayat bulunduğunu isbat eden şeyler, bu yıldızın kutuplarındaki buz kitlelerinin yazları erimesi ve yıldızın yüzünde görülen kanal şeklindeki çizgilerin kenarlarında mebzul nisbetlerde nebat varlığı görülmesidir.

Lâkin Zühre yıldızının yüzü, daima bulutlarla kaplı olduğu için bu yıldızdaki iklim şartları hakkında çok az şey biliyoruz. (Journal of the British Astronomical Association) mecmuasında bu hususta bir yazı yazmış olan Doktor Clarke “Radar dalgaları, çarptıkları ve kendilerini aksettiren cismin cinsine göre değiştikleri için Züh reye Radar dalgaları göndermek suretiyle bu yıldızın neresinde kara ve neresinde su bulunduğunu anlıyabiliriz.” demektedir.

Dünyadan başka yıldızlarda hayat bulunduğunun ilk kat’i ve reddedilmez delilini veren bilgin, California Üniversitesi Rektörü Doktor Charles B. Lipman olmuştur. Doktor Lipman, gökten dünyaya düşen ve meteor denilen yıldız taşlarının içlerinden aldığı maddelerden iki çeşit bakteri cinsi üretmeğe muvaffak olmuştur. Bakteriler ve mikroplar, hayatın en iptidaî şekilleridir. Fakat madem ki bir yıldızdan kopma bir taş parçasında iptidaî bir canlı vardır, şu halde orada dünyamızda olduğu gibi daha mütekâmil bir hayat zuhur etmesi, sadece bir zaman işidir.

Bugün artık fezadaki başka yıldızlarda komşularımız bulunduğuna, kati nazariyle bakabiliriz. Eğer bu, hakikaten böyleyse, o takdirde bu komşuların bize işaret verip veremiyecek ve bizim de bunları alıp alamıyacak bir durumda olduğumuz meselesi, düşünülmeğe değmez iş değildir. Değildir ama bundan bir buçuk yıl evveline kadar, bilginlerin çoğu, bu suale “Hayır!” diye cevap veriyorlardı. Çünkü stratosferdeki elektrikli hava tabakalarının gaziemir escort dünyadan gönderilecek veya başka yıldızlardan gelecek radyo dalgalarını gerisin geriye aksettirdiği likrindeydiler. Bilhassa dünyadan yollanan radyo dalgaları, bu tabakalara çarpıp geri dönüyordu. Ancak pek kısa dalgalar, elektrikli hava tabakalarından sızıp fezaya yayılabiliyorlardı. Lâkin 1946 yılı ocağında, Amerikan ordusu muhabere kıtaları, aya radar dalgaları gönderildiğini ve bunların aya çarpıp geriye aksettiklerinin tesbit olunduğunu haber verdiler. Radyo dalgaları, ışık hıziyle yani saniyede 300 bin kilometre süratle yol alırlar. Ayın dünyaya olan uzaklığı, az buçuk bir değişiklik göstermekle beraber ortalama 380 bin kilometre kadardır. Dünyadan gönderilen radar dalgaları iki buçuk saniyede geri dönmüşlerdi. Demek ki yeryüzünden 380 bin kilometre mesafede bir yere çarpıp dünyaya aksetmişlerdi.

Başka yıldızların bize işaret verip veremiyecekleri sualine de ‘‘Evet!” demek iktiza eder. Madem ki radyo dalgaları yani radar dalgaları dünyadan başka yıldızlara gönderilebiliyor, şu halde onlardan da bize gönderilecek demektir. Fakat biz böyle işaretler almış olduğumuzu isbat edebilecek bir durumda mıyız?. Bu suale cevap vermek güçtür. Çünkü başka yıldızlarda bizden ileri medeniyetler varsa ve onlar daha mütekâmil usuller keşfetmiş de bize bu usullerle haber göndermeğe başlamışlarsa, elimizde bu işaretleri alacak âletler bulunmadığı için, biz bu haberlerin farkına bile varamıyoruz demektir.

Merih yıldızı 1924 yılında dünyaya gayet yaklaştığı sırada, bu kırmızı yıldızla irtibata geçmeğe çalışan radyo mühendisleri, öyle bir takım işaretler aldılar ki o zamana kadar dünya yüzünde verilen işaretlere hiç benzemiyordu. 1924 Ağustosunda Londra. Vancouver ve Amerikada Newark’da gayrı kabili izah ve aynı şekilde işaretler alındığını (New York Heraid Tribune) gazetesi yazmıştı. Newark’daki WOR radyo istasyonu mühendisleri muntazam bir surette ve saatlerce aynı işareti aldıklarını söylüyorlardı.

1932 yılında da Kari G. Jansky tarafından, Saman Uğrusu içinde keşfedilmiş olan bir yıldızdan geldiği bildirilen bir ıslık sesinden de bahsediliyor. Fezadan gelen bu ıslığın nenin nesi olduğu hâlâ halledilmiş değildir. Norveçli bir fizik âlimi olan Profesör Cari Stormer de fezadan gelme işaretler aldığını belirtmektedir.

Harvard Üniversitesi rasathanesinin müdürü ve halen ölmüş bulunan Doktor E. Ch. Pickeriııg, Merih yıldızında çok ileri bir medeniyet bulunduğundan ve oradaki canlıların, yıllardır dünya ile irtibata çalıştıklarından katiyen güzelbahçe escort emindi. Merihin dünyaya çok yaklaştığı zamanlarda bu yıldızı adamakıllı tetkik ederek, iddiasını kuvvetlendirecek pek çok materyel toplamıştır. Merihteki kanalları keşfetmiş olan İtalyan bilgini Chiaparelli de bu yıldızda, büyük bir daire içinde bir zait işareti görmüştü. Yıllarca sonra Merihle dünya tekrar aynı vaziyette bulundukları vakit, zait işareti yok olmuş, yerini başka bir geometri işareti almıştı. 1892 de Doktor Pickering Merihte muntazam bir 8 köşe görmüş, 1907 de Profesör A. E. Douglas da beş köşeli bir yıldız gördüğünü bildirmişti. Bu yıldızın kutru 1100 mil kadardı. 1924 de aynı beş köşeli yıldız tekrar görüldü. Lâkin bu sefer daha büyüktü ve kutru 1600 mili buluyordu.

1939 da Slipher adlı bir Amerikan astronomu, Merih yıldızını daha iyi görebilmek için cenubî Afrikadaki bir rasathaneye karabağlar escort giderek Temmuz ve Ağustos aylarında Merihin 8000 fotoğrafını aldı. Bu yıldızın cenup kutbuna yakın bir yerinde bulunan Soluş Lacus adlı koyu lekenin, o zamana kadar görülmedik bir şekil almış olduğunu gördü.

Hâsılı, şimdiye kadar tesbit edilebilmiş olanlar, kesin bir delil veriyorlarsa da, dünyamız dışındaki yıldızlarda da başka canlıların zekâlarının çalıştığından şüphe etmemek lâzımdır. Bu canlılar, bizi tanımıya, bizimle münasebete geçmeğe can atıyorlar. Nitekim bizler de aynı hisleri taşıyoruz.

(New York Herald Tribüne’den)

CEVAP VER