OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA MEMUR MAAŞLARI

0
9650

 

 

Scanned by Scan2Net

 

Osmanlı imparatorluğu Devrinde Memur Maaşları

Raşit Gökdemir

Tanzimatı hayriyeden evvel gerek İstanbul’da, gerek eyaletlerde bulunan bilumum Devlet memurlarının maaşı yoktu. Bunlara tahsis edilen timar ve zeametlerin hasılâtile ve avait ile geçinirlerdi.

Her eyaletin zaman, zaman hattâ valiler tebeddül ettikçe değişen vergileri olduğu gibi hâzinenin hasıl olan ihtiyacına ve harpler zuhurunda yeniden türlü türlü isimlerle vergiler tarholunur, bunlardan memurlara aidat verilir ve bazan maktu hâzineye para vermek üzere valilere ihale edilen eyaletler bulunurdu. Vali dilediği kadar para toplar, bir kısmını maktu aidatına mahsuben hâzineye, diğer bir kısmını da hediye namile Padişah ve sarayından başlıyarak ricali devlete gönderir, kalanını da kendi hesabına saklardı. Bunlardan bazıları sonra müsadereye uğrayıp bütün servetini ve ekseriyada başını verirdi.

Maktu aidatla vaktile Şam eyaleti Azimzadelere ihale olunduğu tarihlerde görülür.

En mühim maaş ve masraf Yeniçeri askerinin ulûfesi idi. Her üç ayda bir kere verilen bu maaşın tedariki pek mühim idi. Bazan sadrazam ve defterdar tepdil olunur, ekseriya para tedarik edemiyenler sürgüne gönderdi, yahut da askerin isyanı üzerine başları kesilirdi. İşte o vakitler iç hâzineden yani Padişahın hususî hâzinesinden para çıkarılarak bu maaşlar güçlükle verilebilirdi.

Bunların takibatı Rumeli kıt’asındaki koyunlardan resim mukabilinde aynen alınan hayvanlardan, bağlardan, Mısır eyaletinden aynen vergi mukabilinde getirilen pirinçlerden ve muhtelif mahallerden alman zahirelerden verilirdi.

Ulûfeye nakden tahsis olunan varidat şunlardı: Hap ve tüccar ve mukatıaların hasılatı, beytilmal rüsumu, timar ve zeamet eshabı tebeddül ettikçe yenisinden alınan avait, müskirat resmi, cizye ile ecnebi hükümetlerden alınan maktu vergiler, Buğdan, Hersek beylerinin ve Bosna defterdarının ( kul mevacibine ) taahhüt ettikleri mebaliğden hasıl olurdu.

Babıâlideki beylikçilik kalemi, ki fermanları yazan kalemdir, Akdeniz Karadeniz boğazlarından geçecek ecnebi gemilerine sefaretlerinin müracaatı üzerine verdiği müruriye ruhsatnamelerinden ve sair fermanlardan aldıkları harçlarla memurlarının maaşları verilirdi.

Her hicri sene muharreminde bütün memuriyetler tepdil olunur, ya eski memur yerlerinde bırakılır, yahutta yenileri tayin ediliyordu. Her iki surette de bunlar aidat verirler, bu paralarda saraya, sadrazama takdim olunurdu. Halkın muhtelif nam ve suretlerle verdikleri para Devlet hâzinesinde toplanmadığı için mikdarı belli olmadığı gibi memurların aldıkları maaşlar da belli değildi. Bazılarına nümaluca mansıp tevcih olunur, basıları da aldıkları para ile idare olamazlardı.

Tarhuncı Ahmet paşanın 1604 tarihinde tanzim ve Avcı dördüncü Mehmete verdiği ve biçarenin hazine işini ıslâh etmek için uğraştığı lâyihada devletin yalnız denize ait bazı vergilerde masarifatını havi olmasile, umum devletin gelir ve giderini göstermiştir. Ahmet paşa bu mesaisinin mükâfatı olarak menfaatları bozulan bir takım adamların tezvirde başını vermiştir.

Sadırazam Melek Ahmet paşa da dördüncü Mehmet zamanında kendisine memurlar tarafından tayin olundukça verdikleri avaidi tamamen kaldırmıya cesaret edemiyerek hâzineye teslim ettirdiği keza lik tarih kitaplarımızda yazılıdır.

26 Şaban 1255 tarihinde Sadırazam Mustafa Reşit paşanın mesaisi neticesinde Abdülmecide kabul ettirerek Gülhane meydanında ilân ettiği fermanda devletin umum varidatı devlet namına cibayet olunarak hâzinede teraküm edecek ve memurlara da tayin olunan maaşlar kezalik hâzineden verilecek olduğu yazılı idi.

Böylece varidatın toplanmasına ve me sarifinden bir yerden tesviyesine başlandı. Bir çok mesaî sarfolarak bazı vergiler tadil edilerek 1296 tarihine kadar maaşat bu tarzda gitti.

Şahıslar için memuriyetler ihdas ve taraftarları olanların maaşlarına muhtelif mikdarlarda zamlar yapılarak memurlar arasında derece farkları kurulduğu gibi parasızlıktan bir çok yerlerde maaşlar da verilemedi.

Sadırazam Mahmut Nedim paşa, maaşatta bütçe açığı kapanmak üzere yüzde on tenzilât yaptığı gibi muhtelif tarihlerde de böyle bir takım muvakkat tetbirler ittihaz olundu.

1296 da Sadrazam Şapur Çelebi namile anılan Küçük Sait paşa bir kararname çıkararak, Sadırazamdan itibaren bütün ma aşatı tensik ve tertip etti. Fakat öteden beri fazla para almıya alışmış, yahut sarayda birisine mensup olanlar bu karardan hoşnut olmadıklarından yavaş, yavaş muhtelif iradelerle maaşlara zam vaki olduğu gibi yeni memuriyetlerde ihdas olundu ve hattâ sonrada Sadrazam Şadur Çelebinin maaşına zam yapılarak bin liraya çıkarıldı. Şurayı devlette ve bazı devairdeki meclislerde on beş lira maaşla azalar olduğu gibi ya Sadrazamın yahut Şeyhülislâm ve vükelânın veyahut da bendegândan birisinin oğulları ve damatları ile Arap şeyhleri ve şeriflerden 100 ve 200 lira maaşlı azalar da vardı.

Asıl iş gören ve hergün devam eden kimsesiz memurların birkaç yüz kuruş maaşlarına onar veya ellişer kuruş zamoluna bildiği gibi 15  18 yaşlarında çocuklar da yirmi, elli kuruş maaşla buralarda çalışıyorlardı.

Vilâyat memurları zamlardan tamamile mahrum idiler. Valilerin şahıslarına göre maaş verilir, diğer memurlar sınıflarını değiştirmedikçe maaşları artmazdı. Esasen bütçe açıktı. Istanbulda birçok dairelerin maaşları ancak senede dört defa yani Padişahın tahta çıktığı, doğduğu ve bir de ramazan ve kurban bayramlarında umumen verilirdi. Adliye, nafia, rüsumat gibi daireler hasılatlarından maaşlarını tamamen ve muntazaman alırlardı.

Maliye nezaretinin bulunduğu şimdiki niversite müştemilâtından Askerî Tıp lebesi yurdunun altında ve karşısında üteaddit sarrafların dükkânları vardı. Bu aaş işlerini onlar yaparlardı. İçlerinde Dk zengin olanlar vardır. Polislerin maaşı 100) kuruştu. Tekaüt tevkifatı çıktıktan 3nra (285) kuruş ellerine geçerdi. Bunlar ir maaşlarını yirmi kuruşa satarlardı.

Eski zaptiyenin yakınlarında ve Divan olunda bir İranlı tütüncü bu maaşları atın alır, haftası içinde Zaptiye nezaretindeki adamları delâletile tamamen tahsil ederdi. Zavallı polisler, senede dört maaş ile birer mecidiyeye sattıkları sekiz maaşlarile geçinirlerdi.

Vilâyatın bir çoklarında vergiler maa şatı tesviyeye kâfi olduğundan oralarda katiyen maaş tedahülde kalmazdı.

Ancak Rumeli vilâyetlerinin, Kosva, Manastır, Edirne gibi yerlerinde pek çok asker olup oraların varidatı kifayet etmediğinden maâşat tedahülde kalırdı. Hattâ bir aralık zabitana maaşları mukabilinde buğday ve arpayı aynen vermişler ve emirber neferile bunları çuvallar içerisinde çarşı ve pazarlarda sattırmışlardı.

Bazı mahallerde maliye memurları ile para yüzünden mücadeleler çıkardı. Edirne vilâyeti dahilinde Koşikavak namı diğeri Sultanyeri * şimdi Bulgaristandadır  kazasında mahallî varidatı olmadığından maaşlarını aylardanberi alamıyan redif taburları zabitanı telgraf makinesi başında ikinci ordu müşiri Arif paşayı bir hayli sıkmış ve nihayet Edirneden para gönderilmek suretile maaşları verilebilmişti. Maaş almak için binlerce adamlar, mâliyede nazırın müsteşarın, muhasebecinin odasında ve kapısında günlerce nöbet bekledikleri görülürdü.

Bir vakitler Haşmet efendi namında bir muhasebeci Eytam ve Eramilin hücumundan bizar kalarak odasına getirttiği bir sandığın içine girerek evine giderken kadınlar sandıkta olduğunu hissetmelerile hamalın arkasından indirtip zavallı adamı şemsiye saplarile dövdükleri söylenir.

1908 senesinde meşrutiyet ilân olduğu vakit maaşat bu vaziyatte idi ve bir çok memurların alacakları vardı.

Devairi devlet, mahdumlar, damatlar, mensuplar, hafiyeler, Arap şeyhleri, Mekke şerifleri, fazla memurlar ile hadden fazla dolu idi. Bunlar için Şurayıdevlette, maliye meclisinde, maarif meclisinde, maarifte kitap muayenesi komisyonunda, rüsumat meclisinde, rüsumat müfettişleri heyetinde, Şehremaneti meclisinde birçok yerler ihdas edilmişti. Bu azalar dairelere geldikleri vakit oturacak iskemle ve yer bulamıyarak oda kapısı perdesini kaldırıp bakar ve içerdekilere bir selâm verip çıkar giderler, yalnız maaş çıktığı vakit gelip alacaklarını alırlardı.

Ecnebi memleketlerinde bulunan sefirlerde maaşlarını muntazaman alamadıklarından pek çok şikâyet etmişler, nihayet rüsumat hasılâtından Osmanlı bankasına her ay para verilerek o vasıta ile maaşları yoluna konmuştu.

Devairdeki fuzuli memurların çokluğu Meclisimebusanda ve 1908 senesinde na zarıdikkati celbederek bir müzakere esnasında azalar, hükümetin yaptığı muvakkat tensikattan bahisle Padişah ve vükelâ damatları, mahdumları ve saire hakkında beyanatta bulunduklarından o vakit Şurayı devlet reisi olan merhum Haşan Fehmi paşa cevabında (ondan da var, bundan da var) demişti, ki bunu ve Evkaf nazırı Şemseddin beyin  bir aralık Trablusgarp Naip Sultanı olup vefat eden esbak Tahran sefiri  meclisdeki arapça duasını telmihen muharrir Saffet Nezihi merhum (İzah ve İstizah) namında bir komedi yazmış ve neşretmiştir.

Hükümet 1908 senesinde muvakkat bir tensikat yaptı. Vükelânın msaşını valilerin maaşlarını arttırdı, açığa çıkardığı memurlara on liraya kadar maaşlarını tamam ve üst tarafından tenzilât yaptı.

Sadrazam bin lira alırken dört yüz, Şeyhislâm yedi yüz lira alırken, üç yüz lira maaş(100) lirada arpalık verildi. Vükelâ maaşları 500 ve 400 den 250 liraya tenzil olundu.

Asıl umumî memurin tensikatı ve kadrolar 1325 yani 1909 senesinde tatbik edildi. 17 Haziran 1325 tarihli tensikat kanunu memurlar hakkında tatbik olunarak bir çokları açığa çıkarıldı, ikramiye verildi yahut tekaüde sevkedildi, fenalığı olanlar bütün bütün boşta kaldı. Bütçeye merbut kadrolara göre memurlar tayin edildi. Sadırazam Hüseyin Hilmi paşa bu kadroları bizzat tetkik ve tenzil ettiriyordu. Okadar acele yapıldı, ki ertesi sene bütçelerinden itibaren bu kadrolar tepdil, memuriyetler ihdas, maaşlara zamlar yapılmıya başladı. Tensikattan birçok şikâyet edenler oldu, Sadrazam Hakkı paşa ( adil ve ihsan ) poltikası tutacağını ilk memuriyetinde söylemişti. Tensik görmüş olanlar yeniden tetkik olundu. Bunlara daha birçok paralar verildi.

Askerin maaşları da, rütbe ve vazifeleri kanunlar ile yeniden tanzim ve tensik edildiler.

Bütün Padişahlar, ezcümle Abdülmecit hâzinenin lâyüsel bir sarıfı olduğundan istediği kadar para alır, hanedanına istediği kadar maaş tahsis ederlerdi.

Padişahın ve oğullarının defterlerinin, ölmüş padişah karılarının maaşları için de kanunlar yapıldı. Padişaha ayda ( 24000 ) lira ve senede başkaca (5000) lira tahsisat verildi.

Diğerlerin maaşları da muhtelif mikdar larda tayin edildi. Sonraları şahıslara göre bu kanunda da tebeddülat yapıldı.

Harbiumuminin zuhurunda evrakmakdi ye çıktığı vakit pahalılık çoğalmıştı. Padişaha ayrıca ( 20,000 ) lira aylık tahsisat verildi.

Vahideddin tahta çıktığı vakit o da istedi vermediler, fakat Tevfik paşa kabinesinde 22 kânunuevvel 1335 tarihinde memurların pahalılık zamları için yapılan kanunda iade ederek kendisine maaşının iki misli ve hanedanına da % 75 zam yapılmasını istediği böyle bir kanun yapılınca ötekini de tastik eyledi.

Meşrutiyet devrinde maaşat pek muntazam verildi. Yalnız Balkan harbi sırasında maaşat bir müddet nısıf olarak tesviye olundu, 1914 senesi istikraz aktedildiği vakit almıyanların diğer nısıfları da verildi.

Cümhuriyet hükümeti memurin maaşa tını (Barem) kanunile tanzim ve memurların derecelerini, terfilerini tespit etti. Muntazam kadrolar tanzim eyledi. Maaşat Türkiyenin her yerinde işlemeden ayın birinci günü tamamen verilmektedir.

Tekaütlerle Eytam ve Eramilin maaşatı da işlemeden üçer aylığı muntazaman tesviye olunmaktadır.

Senelerdenberi sürüncemede kalan memurların maaşları her şeyde olduğu gibi Cümhuriyet hükümeti zamanında tam bir istikrar bulmuştur.

Scanned by Scan2Net
Scanned by Scan2Net

Scanned by Scan2Net

CEVAP VER