TAHSİL MECBURİYETİNİ İLK EMREDEN ÜMMİ HÜKÜMDAR (1942)

0
444
Scanned by Scan2Net

Sekizinci asrın sonlarında Avrupa’nın büyük bir kısmına hükmetmiş olan Şarlman ümmi idi ve ancak hayatının sonuna doğru okuma merakına düşmüştü.

İmparator Şarlman’ın İmzasını yazabildiği şüphelidir. Fakat Garp dünyasında mecburi tahsil usulünü ille defa ilân eden o idi.

Büyük ümmiler arasında isimleri ilim tarihine geçmiş olanlar çoktur. Peygamber hazreti Muhammed’in muhterem ismini onların başında hatırlamak lâzım gelir.

Hiç tahsil görmemiş olduğu, mektuplarına imzaya bedel parmağını bastığı halde bir yığın çöl halkı içinde yepyeni ve münevver bir medeniyet yaratan o değil miydi? Kendine bağlananlara “ilim Çinde dahi olsa gidip öğreniniz!” emrini veren o yüksek yaradılışlı adam büyük ümmilerdeki ilim sevgisinin ebedi bir timsali olarak tanınmaya lâyıktır.

Dünya tarihi göz önüne getirildiği zaman mümtaz yaradılışlı insanlar arasında tamamı ile cahil oldukları halde memleketlerinin ilim ve fikir hayatınca inkişafına çok hizmet etmiş simalara rast gelinir. Meselâ Kavalalı Mehmet Ali Paşa bunlardan biridir.

Gençliğinde hiç okumak fırsatı bulamamış, ancak kırk yaşlarından sonra biraz okuma, yazma öğrenebilmişti. Bununla beraber Mısırda Harbiye ve Tıbbiye mekteplerini kuran, Avrupa’dan ilk defa muallimler celbeden, matbaa açtıran ve tabi olduğu Osmanlı İmparatorluğu henüz Orta Çağ uykularında iken Mısırda son asrın medeniyetini uyandıran odur.

Avrupa’da tahsilin mecburî olması hakkındaki ilk emri veren hükümdarın da kırk yaşına kadar tahsilden tamamile uzak kalmış bir büyük ümmi olması ibretle düşünülmeye lâyık bir mesele değil midir? İhtimal ki insanlar, sonradan tahsil ettikleri zaman -onun kıymetini daha iyi idrak ediyorlar. Bilhassa büyük çapta yaratılmış olanlar Devrinin ve şahsının tarihini yazanlar onun ihtiyarlık çağlarında dahi gramer, belâgat, ilâhiyat ve felsefe dersleri almakta devam ettiğini yazarak, her dersin mualliminin kim olduğunu da kaydederler. Bilhassa heyet ilmine çok düşkün olduğu söylenir. Hattâ bu muhteşem hükümdarın lâtince şiir yazdığı da rivayet olunur. Buna rağmen imzasını serbestçe yazacak derecede yazıda meleke kazanmamış olduğu da muhakkak gibidir.

Scanned by Scan2Net
Şarlman imzasını ancak isminin harflerini bu şekilde birleştirerek bir monogram şeklinde çizerdi.

Okumayı kırkından sonra elde edenlerin uzun uzun yazı temrinleri yapamayışları tabiî olduktan başka büyük bir İmparatorun yazı yazmak gibi o zamanlarda şöyle böyle hasis bir iş telâkki edilen bir zahmete iltifat etmemiş olması da düşünülebilir. Bundan dolayı Şarlman’ın imzası İkinci Abdülhamit zamanındaki meşhur Bahriye Nazı-rı Haşan paşanın imzasını hatırlatacak bir tarzdadır.

Hasan paşa eski yazıdaki yedi ve sekiz rakamlarının arasına bir çizgi çekmek suretile imza attığı gibi, Şarlman da “Monogramme” ini yani isminin harflerini ihtiva eden şekli buna benzer bir tarzda meydana getirirmiş ki, bu şekil tarihte pek meşhurdur.

Umumî terbiye tarihinde Şarlman’ın adı Avrupa’da tahsil mecburiyetini ilk defa emretmiş bir hükümdar sıfatı ile hürmetle anılır. Bu emir 780 senesine doğru yani Milâdın sekizinci asrı sonlarında verilmiş olacaktır. Şarlman’ın ilk önce kardeşi Karloman ile müşterek olarak tahta çıktığını ve önün ölümü ü- zerine 771 senesinde hükümdarlıkta müstakil kaldığını biliyoruz. Bu tarihten 814 senesine kadar Fransa ile İtalya’nın şimalini, Almanya’nın bir kısmını, şimdiki Belçika ve Felemenk ülkelerini dahi ihtiva eden geniş İmparatorluğunda bu emrin tamamı ile tatbik edilebilmesi için şüphe yok ki, kâfi derecede anasır ve vesait yoktu.

Avrupa’da mecburî tahsil meselesi onun ölümünden sonra büsbütün tavsadı. Nihayet Protestanlık İnkılâbından ve Avrupa’da yeni bir intibahın hâsıl olmasından sonra umumileşmeye başlamıştı. Bununla beraber dünya fikir ve terbiye tarihi bakımından pek mühim olan ilk teşebbüsün şerefi ona ait olmak icap eder. Zaten bu büyük ümmi hükümdarın adı ilim tarihinde yalnız bu sıfatla da anılmaz. Onun sarayında tesis ettiği mektep ve kurduğu saray akademisi de sonraki tarihlere iz bırakmış mühim müesseselerdendir.

Selim ve tabiî zekâ, her vasıfa üstün oluyor. Adını yazamayan bazı büyük adamların beşeriyete hocalık etmiş olmaları bunu ispat e- der.

İbrahim Alâettin Gövsa (1942 yedigün)

Paylaş

CEVAP VER