YAĞ GÜREŞİ TÜRK GÜREŞİ DEĞİLDİR

0
1315
Scanned by Scan2Net

Türk pehlivanları, hiçbir zaman yağlı güreşi sevmemiştir. Onların gördükleri, bildikleri ve sevdikleri tek güreş, serbest güreştir.

Balkan Harbinin, Rumeliyi taksimi ile biten menhus f tarih kapanınca, Deliormanın babayiğit pehlivanları da artık ortada görülmez olmuştu.

Deliorman, Türk pehlivanlık tarihinin şanlı, şöhretli babayiğitlerini sinesinde taşıyan bir ana vatan parçası idi.

Deliorman pehlivanları Tanzimat-ı Hayriyeden sonra Avrupa’da, Amerika’da Türk ahlâk ve kuvvetinin lâyemut düsturunu tanıtan bir varlık olmuştu.

Tanzimat-ı Hayriyeden sonra, Avrupa ve Amerika ile münasebetimiz açılmış olduğundan fikir vadisinde olduğu gibi sporculuk hareketlerinde de temaslar husule geldi.

Koca Yusufların, cihan pehlivanı Kara Ahmetlerin, Filiz. Nurullahların, Adalı Halillerin. Kurtderelilerin, Kızılcıklı Mahmutların saldıkları şöhret, dünya spor tarihinde ezelî ve ebedi bir sahife bırakmıştır.

Bütün bu, saydığım şöhretler, Deliormanın emsalsiz Türk çocuklarının varlığile vücutlanmıştır.

Türk, tabiatin çocuğudur. O, her hareketini tabiat, ve onun varlığına uyarak yapar. Bu sebeple Türk pehlivanlığı, canbazı olmaktan ziyade hayatîdir.

Türk; yenmek. Galip gelmek. Düşmanını yere sermek için güreş yapar. Hokkabazlık, çanbazlık hünerleri göstermek için yapmaz.

Tanzimattan sonra, Avrupa ile temasa gelen Türk pehlivanı nı şaşırtan, hayrete düşüren şey çanbazlık, hokkabazlık olmuştu.

Avrupa medeniyetinin doğurduğu ve yaşattığı güreş, can bazlık, hokkabazlık nevinden bir şeydi. Hayatiyeti olmayan bir nevi düzenbazlıktı.

İlk Avrupaya giden pehlivanlarımızdan Koca Yusuf, alafranga güreş nedir bilmiyordu. Hattâ bu güreşi ne görmüş, ne işitmiş ve ne de tahayyül etmişti.

Koca Yusuf, Pariste alafranga güreşi bir klüp idmanında gördüğü zaman menejerine sormuştu :

—Abe usta, ne yaparlar bunlar?.

Koca Yusufun ecnebî menejeri cevap vermişti:

—Güreş yapıyorlar..

Yusuf, menejerinin sözlerine inanmayan bir eda ile:

—Abe, böyle güreş mi olur be?. Hepten köçek havası be!.

Demişti. Hattâ, Yusuf daha ileri giderek menejerine:

—Ben, böyle güreş yapmam be!.

Diyerek temaruz etmişti. Yusuf, alafranga güreşi hiç beğenmemişti. Bu, güreşi küçüklük addeylemişti.

O vakit ki Paris gazeteleri, Yusuf’un şu sözlerini neşretmişlerdi:

—Allah insana ayakları neden vermiş be?. Onlar güreşmezse pehlivanlık olur mu be?.

İşte; alafranga güreşi, bizim pehlivanlarımız böyle karşılamış. Böyle telâkki eylemişti.

Bu, böyle olmakla beraber Türk pehlivanları hiç sevmedikleri ve güreş addetmedikleri bu canbazlık varlığında teker, teker hasımlarım yenerek cihan pehlivanı olmuşlardı.

Fakat, Avrupayı dolaşmış pehlivanlarımızın hemen hepsi alafranga güreşi öğrenmemişlerdi.

Cihan pehlivanlığını alan Kara Ahmet bile alafranga güreş bilmezdi. Dev cüsse hasımlarını alaturka oyunlarile kuvvet zorile mağlûp etmişti.

Görülüyor ki, Türk çocuğu gayri tabiî ve hayatî olmıyan sporlar üzerinde alâkalı değildir. Canbazlıklar, hokkabazlıklar, köçeklikler onun için spor olamaz..

Alafranga güreş fantazidir. Türk sporu içinde yer tutamaz ve tutmamıştır da. Millî ruha uymıyan bu spor bir tezattır.

Anadolu, bastan basa güreşir. Güreş bilmiyen bir Anadolu köylüsüne rast gelinemez. Onlara teklif ediniz:

—Belden aşağı tutmadan güreşeceksin?

—Ülen öyle güreş olur mu?.

Binaenaleyh: Tanzimatı Hayriyeden bugüne kadar alafranga güreş. Türk köylüsüne, Türk spor varlığına girememiştir. Teşkilât zoru, klüp zoru, Federasyon zoru, Para zoru alafranga güreşi ancak ve ancak üç beş kişinin yetişmesine vasıta olmuştur. Millî ruha nüfuz etmiyen fikirler ve hareketler üzerinde uğraşmak beyhude savaş olur.

Zaten alafranga güreş, Avrupa’da tamamile mevkiini ve seyircisini kaybetmiş bir spordur.

Türkün güreşi serbesttir. Kara kucaktır. Türk, güreşi her taraftan tutarak yapar.

Koca Yusuf, Avrupa2nın alafranga güreşinden kurtulup Amerika’ya geldiği zaman menejerine sormuştu:

—Abe, burada da mı köçek güreşi yapıyorlar?.

Menejer cevap vermişti:

—Yok. Burada her taraftan tutma var.

Yusuf, bir çocuk gibi sevinmişti. Amerika klüplerine gidin güreşen pehlivanları seyrettiği zaman:

—Abe, güreş dediğin böyle olur.

Demiş ve derhal soyunarak idman meydanına kendini atmıştı. Türk pehlivanının Amerikan serbest güreşi çok hoşuna gitmişti. Tam, babayiğit işi idi.

Türk pehlivanlarının Amerikan güreşinde sevmediği yegâne şey minderdi. Küçücük bir minder üzerinde hareketlenemiyordu. Dinamizmisini kaybediyordu.

Koca Yusuf. Menajerine daima şunları söylerdi:

—Abe bu hamam bohçacazı kadar minder olmasa olmaz mı?

Türk’ pehlivanı çayırda, geniş meydanlarda güreşmeğe alışmıştı. Çaprazı taktığı zaman hasmını harmanlıyarak çayırları yoldurup sürerek musaraaya alışmıştı. Bu sebeple ona sahnede, ringte pufla minder üzerinde güreş tutmak zor geliyor. Hızını alamıyor. Hasmını istediği gibi kavrıyarak oyunlasamıyordu.

Hele o, minder hakeminin ikide birde düdük çalışı Türk pehlivanının heyecanını, hızını söndürüyordu.

Türk güreşini kurtarmak için alafranga güreşi silip atmalıdır.

Sonra, Kırkpınarda her sene yapılan yağ güreşleri nedir!. Yağ güreşi Türk güreşi midir?

Yağ güreşi Türk güreşi değildir. Roma güreşidir. Şarkî Roma imparatorlar bu güreşi İstanbul’da Hipodromda (Sultan Ahmet Meydanı) yaptırırlardı.

Türkler, Rumeliye geçinceye kadar yağ güreşi nedir bilmezlerdi. Türkün asıl güreşi. Karakucak dedikleri Anadolu köylüsünün yaptığı güreştir.

Kırkpınarda her sene yapmağa başladığımız başpehlivanlık müsabakalarının yağ güreşi olarak tecellisi fazla mübalâğalı bir güreş ve düşünüş hatası olsa gerek.

Şarkî Romanın mirasını canlandırmaktan ziyade yaşıyan kendi varlığımızı hareketlendirmek toplulandırmak lazımdır.

Türkiye başpehlivanlık müsabakaları Kırkpınarda değil, Sivasta olmalıdır. Hem de Karakucak olarak yapılmalıdır.

Dünya güreşleri, Türk güreşi üzerinde toplanmıştır. Türkün Karakucak güreşleri (Serbest güreş) Avrupa, Amerika ve bütün dünyada revaç bulmuştur. Her millet bu güreşin meftunudur.

Türk sporundaki tezadları ortadan kaldırmak vazifemizdir. Yalnız bu, tezadları görmek için Türk spor tarihini bilmek, parazitleri ayırmak gerektir. Gelişi güzel yapılan işler yabancıların tarihî miraslarını yaşatmağa yarar olmamalıdır.

Türkler, Şarkî Romaya hâkim olduktan sonra Hipodromda, cirit oynadılar. Ok attılar. Gürz salladılar. Tomak oynadılar. Geceye kılıç salladılar.

Bizim yağ güreşimizin esası Harman güreşidir. Deliormanda pehlivanlar. Harman güreşinden yetişirlerdi. Harman güreşi kuru Karakucak güreş demektir. Tam Anadolu güreşidir.

Bugün Anadolu yağ güreşi nedir bilmez. Yağ güreşi hiç bir vakit Anadoluya nüfuz edememiştir.

Yağ güreşi Rumeli Türkleri  arasında malûmdur. Vaki muhaceretler yağ güreşini Marmara sahilleri, Ege mıntakasının bazı köy ve nahiyelerine yaymıştır. Anadolu bastan basa bu mevcudiyetten bihaberdir.

Hülâsa:Türk sporunu tezadlardan kurtarmak için hakikati araştırmak, yabancı miraslara can verip yaşatmaktan tevakki eylemeliyiz.

Kırkpınarda yağ güreşini yapmak eğer çok lüzumlu bir is ise, Anadolunun göbeğinde Sivasta, Kastamonuda Karakucak başpehlivanlığını vücutlandırmak da bir millet işi olduğunu bilmeliyiz.

Spor işlerimizde Türk benliğini, varlığını bulmadıkça Türk sporunu ve Türk sporcusunu bulamayız. Ve tezatlardan kurtulamayız.

Yazan: M. Sami KARAYEL

Paylaş

CEVAP VER