YANKESİCİLER: Yankesicilerin çok şayanı dikkat teşkilatları vardır. Bu teşkilatlara dayanan yankesiciler şehirde dehşetli faaliyetler yaparlar.

0
77

Yazan: İbrahim Hakkı ( Resimli Ay, 1936)

Yankesicilik muazzam bir teşkilattır. Yankesiciler muhtelif sınıflara ayrılırlar ve her sınıfın çalışma usulleri muhteliftir.

Yankesici, yankesici olarak doğmaz. Bir insanı hırsız, yankesici yapan ekseriya, sefalet, açlık fena terbiye ve içtimai muhittir.

Dr. Güstav Lebon son eserlerinin birisinde cinayet ve ceraimi çoğaltan sebepleri tetkik ederken iki mühim amil olduğunu söylüyor. Garp gibi bütün efradı gazete okuyan ve sinema seyreden bir âlemde cerh ve cinayetlerin bu gibi amillerden müteessir olduğu belki kabul edilebilir. Fakat memleketimiz gibi bütün efradı gazete okumayan ve hele sinema seyretmeyen bir muhitte icra edilen cinayetleri yalnız bu iki sebeple izah etmek, memleketi tanımamak demek olur. Biz bu sebepleri tecrübemize istinaden, heyeti ictimaiyemizin göze çarpmayacak kadar gizli bir takım hastalıklarında aradığımız için bu hususta ki bilgimiz ilimden ziyade tecrübe ve şeniyete istinat eder.

Garpta caniler ordusuna — sınai medeniyetin revişine ayak uydurmak hususunda — emir ve kumanda eden kuvvet matbuat ile sinemalarda olabilir: fakat bizde ilâve olarak sebeplerinden biri ve belki de en mühimi sefalettir. Biz bu yazılarda felsefi fikirler dermiyan edecek değiliz.

Bu gibi sefaleti ictimaiye nevzatlarının kimler olduklarını, kullandıkları vasıtalar, kurdukları hile ve desise şebekelerine göstererek halkı ikaza çalışacağız.

Yankesicilerin Teşkilatı

Yukarıda da söylediğimiz gibi bizde yankesiciliğin iki büyük amili vardır.

1 — Sefalet

2 — Öteden beri eli boşların ve bir takım şerli adamların barındığı ve adedi gündün güne artan kahve ocakları.

Birinci amilin yarattığı yankesiciliklere zaruri ve ıztırariyan kesiciler dersek, ikincilerede gönüllü yankesici dememiz lâzım gelir. Asıl adap ve erkânlı yankesiciler bu ocaklardan yetişmektedir. Birinci sınıf yankesicilerde bu ocağı intihap etmeğe, noksanlarını ancak bu tarikatın kodamanlarından öğrenmeğe muhtaçtırlar. Ocağa aykırı bakan her işçi er geç mahfelden tard edilir ve artık o yüzden geçinemez olur.

Esrar ve kumar kahveleri yan kesicilerin birer kulübüdür İstanbul’da günlük vukuat bir teviye patlayan bomba [ 1 ] miktarı ve kahramanları orada tezkâr edilir. Voltay [2] oralardan çıkılır. Paylar oralarda tevzi edilir. Gruplar, efradını orada intıhap ve ihzar eder. Randevular oralarda verilir. Muhtelif şahıslara boykot kararları, meslekten tart emirleri oralarda verilir.

Birçok cemiyetleri, heyetleri, kâğıt üzerinde tespit edilmiş ahtları, kanunları vardır. Bu anda hakkıyla riayet etmeyenler cezalandırırlar. Bunların ocak kodamanlarından tevarüs ettikleri birçok ahtları vardır ki bunlara can ve gönülden merbuttürlar. Kendilerine mahsus bir şive ve tarzı edaları da vardır.

Yankesiciler nasıl çatışırlar?

Ocakçılar ancak grup halinde çalışabilirler. Grupları asgari üç, azami yedi, sekiz kişiden mürekkeptir. Beher grupta efradının adedine göre üç veya dört kola ayrılır. Bu husus ocakta kararlaştırılır. Sonra faaliyet sahaları taksim edilir. Meselâ bir gün bir kol Beyoğlu tramvaylarında, birisi vapur iskelelerinde, diğer birisi sinema önlerinde, gişelerde, öbür kol da sandallarda çalışacaklardır. Kaldırdıkları parçalardan hepsi pay alırlar. Çaldıkları bir cüzdanın muhteviyatını yalnız bir yankesicinin alması mümkün değildir. Her halde mensup olduğu grup efradının da bundan istifadesi şarttır. Bu hususta hır çıkarmazlar. Ocakçı yankesiciler çaldıklarından arkadaşlarına pay vermeyi ihmal ekmeyi, meslektaşlarını tahkir telâkki ederler. Böyle yapmak menfaattarına da elvermez. Bu hususta mızıkçılık yapan, ocak mevzuatına muhalif hareket ettiği için derhal aforoz edilir, zabıtaya haber verilir, derdest ettirilir, dövülür, tehdit edilir. Bu gibi mahfellere bir daha kabul edilmez. Hasta olursa ocak kendisine bakmaz. Zabıtanın eline düşerse muavenet görmez. Mahkûm olursa hapishanede yardım etmezler.

Çekirdekten yetişme ocakçı yankesicileri diğerlerinden vehleten tefrik ettiren yegâne alâmet, bunların hadakalarında tutuşan şiddetli zekâ ateşidir. Bunlarda ekseriyetle görünen vasıflar şunlardır.

  • Fevkalade cüret.
  • Basiret
  • Soğukkanlılık
  • İnat ve ısrar
  • Fevkalade korkaklık.
  • Ocağa fartı merbutiyet.

1 — Cüretkarlık:

Cüretlerindeki fevkaladeliği anlamak için bir misal zikretmek kifayet eder. Mesela kara köyden taksime geç vakti hareket eden bir tramvay sahanlığında bir adamın cüzdanını kaldırmaya teşebbüs etmek az cesaret midir?

Planında âdemi muvaffakiyet halinde ya yakayı ele verirse! Arabalarda dayak yedikten, burnu, ağzı kırıldıktan sonra (cürmü meşhut) halinde yakayı ele verip zabıtaya teslim olmaya, üç beş ay mahkûmiyeti, birçok tehlikeleri göze almak az cesaret midir? Cüzdan veya saatini çalmağa teşebbüs ettiği şahıs bir zabıta memuru olursa maruz kalacağı felaketlerin katmerli olacağını bildiği halde bile gösterdiği cüret nazarı dikkate alınacak olursa bunlardaki cesaretin derecesi anlaşılır.

2 — Basiret sahipleri:

Bunu şöyle bir misalle tavzih edebiliriz: Cüzdanları çalmak hususunda mahir bir yankesiciye geçenlerde sordum. Her yapıştığın cüzdanı mutlaka kaldırmağa muvaffak olabilir misin? dedim. “Kabil midir? Dedi. Ancak muvaffakiyetini beşte birdir ve bir cüzdan için günlerce kıvrandığım da olur. Her el attığım cüzdanı kaldırırım diyen yankesiciye inanmayınız dedi. Hiç tanımadığı bir şahsa hulul etmek, mağazada kendisini tanıyormuş gibi bir fikir uyandırmak, kendi safvet ve samimiyetine inandırmak her adamın karı değildir. Bir cüzdanı cepten yarıya kadar çıkardığım halde kaldıramadığım çok defa vakidir.

       3 — Soğukkanlılık:

Yankesiciliğin gayri mufarık bir lâzımıdır. İtidali dem sahibi olmayan bir yankesici hırsızlığın bu nevinde katiyen muvaffak olamaz, Kalabalık bir zamanda, tramvay sahanlığında karşımızda duran bir adamın göğsünden saat ve kordonunu sökmek, boyun bağından iğnesini, cebinden cüzdanını kaldırmak ve yakalandığınız takdirde beyninize inecek yumrukları, nazarı itibare alarak soğukkanlılıkla bu işi becermeniz hayli cesarettir.

        4 — İnat ve ısrar:

Yankesicilerde kuvvetli bir inat ve ısrar vardır. İrtikâp ettikleri bir cürmü itiraf ve ikrarda o kadar anutturlar ki hayatlarını tehlikede bile görseler yaptıkları yankesiciliği söylemezler, Bilhassa bu inatları arkadaşlarını gizlemek hususunda tebarüz eder. Mahkûm olur, hapishaneye girer, mahkeme paraların tahsiline karar verir, fakat o yine arkadaşlarını ele vermez. Arkadaşlarını ele verenin şöhreti (Kancık) tır. Sadık yankesicilere hapishanede rüfekası tarafından bakılır, muavenet görür. Dışarda çalışan refiklerinin patlattıkları bombalarda bunun payı gözetilir. Bu payları, hapishaneye mahkûmları (dost) namı verdikleri kadınlar götürür.

5 — Korkak yankesiciler:

(Elhaini haif) kelamının sırrı bunlarda görülür. Bunların zararları (Karmanyolacılarınki gibi) korkulacak bir halde değildir. Cüzdanlara, iğnelere, saatlere kıyarlar, fakat katiyen cana kıymazlar, yalnız yavaşça sızdırırlar. Mesela tramvayda bir manevra ile cüzdanını kaldırmağa teşebbüs ettiği şahsi tesadüfen, şapkasını düzeltmek veya başını kaşımak için elini başına götürürken yankesici bu hareketten derhal kuşkulanır, beynine inecek bir yumruk zannı ile titrer. Bu kadar korkak adamların elinden başka bir şey gelmez.

       6 — Sadık yankesiciler:

Yankesiciler ocaklarına kuvvetli rabıta ile merbut ve gayri müdevven ahıtlarına çok sadıktırlar. Gurup reislerinin en ufak arzularını bile ihmal etmezler. Yankesici ocak mevzuatının en hurda teferruatından birisini bile ihmâl ettiği takdirde bu meslekte baka imkânı olmadığını bildiği için bütün ruhuyla mevzuata ram olur. Yankesicilerin ocaklarına merbutiyetleri kadar aralarındaki tesanütleri de kayda şayandır.

İstanbul Yankesicilerinde Ekseriyet Hristiyanlardadır:

334 Hristiyan. 303 Müslüman, 45 Yahudi, 34 kadın yankesici vardır. Hıristiyanlar arasında da Rumlar ekseriyeti teşkil eder. Bunların içinde dokuz on yaşında şöhret kazanmış küçük sanatkârlar da büyük bir yekûn tutarlar.

Yankesiciler en çok nerelerde bulunurlar?

  • Tünelin alt ve üst başlarında.
  • Taksim tramvay tevekkuf mahallinde.
  • Tepebaşında.
  • Kooperatif önünde.
  • Beyoğlu ve İstanbul balık pazarlarında.
  • Karaköy’de.
  • Karaköy İngiliz Pastanesi önünde.
  • Köprü gişelerinde.
  • Kadıköy vapur iskelesinde.
  • Boğaz içi vapur iskelesinde
  • Üsküdar vapur iskelesinde
  • Adalar vapur iskelesinde
  • Yeni cami ve civarında.
  • Mahmut Paşada seyyar.
  • Çarşıyı Kebirde.
  • Beyazıt tramvay tevekkuf mahallinde.
  • Sultan Mahmut tramvay tevekkuf mahallinde.
  • Tramvaylarda seyyar.
  • Sirkeci istasyonunda.
  • Gümrük önünde.
  • Pazar yerlerinde.
  • Köprü üzerinde
  • Tünel taksim arasında.
  • Tophane tramvay tevekkuf mahallinde.

 

[1] Bomba patlatmak, yankesicilerin dilince bir şey çarpmak demektir.

[2] Voltaya çıkmak: Bir şey çarpmaya çıkmak demektir.

 

Paylaş

CEVAP VER