1969’un En Kanlı Olayı: YILIN CİNAYETİ 4 HİPPİ’NİN MARİFETİ

1
5583

SHARON Tate cinayeti faillerinin yakalanmasıyla “Kusursuz cinayet olmaz!” sözü bir kere daha doğrulanmış oldu. Bu korkunç cinayet fırtınasının failleri bulunamayacak sanılırken, beklenmedik bir anda katillerin ele geçirilmesi haklı olarak pek çok kimseyi şaşırttı.

Pek çoklarının tahmin ettiğinin aksine, cinayet gecesi Sharon Tate’in villasında ne içkili bir toplantı düzenlenmişti, ne de çılgınca bir seks partisi.

O gece Sharon evde tek başınaydı ve yalnızlıktan canı sıkılıyordu. Bir sürü arkadaşını villaya davet etmişti. Ama sadece üç kişi gelmişti: Jay, Abigail ve Voyteck… Canilerin kurbanı da bu üçü oldu…

Scanned by Scan2Net

Ertesi sabah bitişikteki komşu Bayan Chapman, dehşet içinde gözleri yuvalarından uğramış hizmetçisini karşısında görünce önce bir şey anlayamamıştı. Zavallı hizmetçi kadının dili tutulmuştu… Kekeliyordu… Söylediğine göre bitişik bahçede çok korkunç, çok feci şeyler görmüştü!

Bayan Chapman hemen telefonu açarak polise haber verdi. Bir, iki dakika sonra canavar düdükleri mahalleyi çınlatmaya başlamıştı bile.

Olaya el koyan Çavuş Klorman sonradan, “Hayatımda bundan daha dehşet verici bir manzarayla karşılaşmadım,” demişti. “Bunca cinayet olayı takip ettim. Fakat ilk defa böyle bir manzara karşısında, öğürüp kusmaktan kendimi alamadım!”

Scanned by Scan2Net

Çimlerin üzerinde tabancayla vurulmuş bir kadınla bir erkek cesedi yatıyordu. Kadının üzerinde şeffaf, kısacık bir gecelik vardı. Erkek, hippi kıyafeti giymişti. İkisinin de vücudu kan içindeydi, fakat bu manzara içeridekinin yanında hiçti.

İçeride de, tavandan sarkıtılmış ve kandan kıpkırmızı kesilmiş naylon iplerin ucunda iki ceset sallanıyordu. Biri Sharon Tate’in cesediydi. Üzerinde küçücük bir kilottan başka bir şey yoktu. Vücudunda rastgele saplanmış tam on beş bıçak yarası görülüyordu. Çıplak göğüslerinden biri, vücudundan ayrılmış, kanlar içinde sarkmıştı. Hamile kamı da bıçak darbeleriyle delik deşik edilmişti.

Öteki ceset bir erkeğe aitti. Onun da karnı denilmişti. Yerler kan içindeydi.

Bir beşinci ceset daha vardı, o da bahçedeki bir otomobilin içindeydi, arabayı hareket ettirmesine vakit kalmadan başından tabancayla vurulmuştu.

Cesedi otların üzerinde bulunan hippi, Roman Polanski’nin Voyteck adındaki çocukluk arkadaşıydı. Polonya’dan Amerika’ya göç etmişti. Batı kıyılarının kahve kralı olan Peter Folger’in kızı Abigail Folger’le sevişiyordu. İşsiz, güçsüz takımından olan ve uyuşturucu madde kullanan Voyteck’i Sharon’la Roman, himayelerine almışlardı. Ama şimdi, kanlı cesedi, sevgilisi Abigail Folger’in cesediyle çimlerin üzerinde yatıyordu. Naylon ipe asılmış olan Jay Sebring de, Roman’ın yakın arkadaşlarından biriydi.

Scanned by Scan2Net

Otomobilin İçinde öldürülen Steven Earl Parent’in ise ev sahipleriyle hiç ilgisi yoktur.

Bu olay üzerine Sharon’un 46 yaşındaki babası Yarbay Paul Tate, istifasını vererek ordudan ayrıldı ve kızının katillerini bulmak İçin, tek başına, akıl almaz bir maceraya atıldı. Baba Tate. hippi kılığına girerek sinema dünyasının başkenti Hollywood’un her kirli köşesine girdi, çıktı. Değişik sınıflardan, değişik kimselerle dostluk kurdu. Uyuşturucu maddelerin alınıp satıldığı, kullanılıp, başkalarının da kullanması için mecbur edildiği çevrelerde dolaştı.

Polis. Los Angeles’in Santa Monica Hapishanesi’nde tutuklu bulunan 19 yaşındaki Susan Atkins adlı genç hippi kızdan şüphelenmeye başlamıştı. Susan Atkins, Kaliforniya’nın Ölüm Vadisi’ndeki bir çiftlik binasına sığınmış ve çiftlikte çalışan maden işçileri tarafından şikâyet edilerek yakalanan 30 kadar hippi’den biriydi.

Polis, kurnazca bir düzenle, Susan Atkins’in hücresine mahkûm kılığına girmiş bir kadın polis sokarak, onun ağzından laf almayı başardı. Susan Atkins. Charles Manson’un etrafında toplandıklarını, ona bir peygambermiş, bir tanrıymış gibi taptıklarını ve sözlerinden asla dışarı çıkmadıklarını anlattı. Yaptıkları içki âlemleri, seks partileri, kanlı esrar âlemleri… ve daha bunlara benzer pek çok şey Susan Atkins’in ağzından aydınlığa kavuştu.

KATİLLER “HZ. İSA” NIN EMRİNDE

İlk olarak Texas’ta Charles Watson adında, 24 yaşındaki eski bir futbolcu tutuklandı. Onu, çok geçmeden Alabama’nın Mobile şehrinde, tanınmış bir sigortacının kızı olan Patricia Kernwinker’in tutuklanması izledi.’ Daha sonra da New Hampshire’de 19 yaşındaki Linda Kasapyan yakalandı. Bunların hepsi de hippiliğe özenerek başıboş hayat süren, uyuşturucu madde kullanan kimselerdi. Hepsi de Charles Manson’a körü körüne bağlanmışlardı.

Pekâlâ kimdi bu Charles Manşon?

34 yaşındaki hippi kralı, bir genel ev kadınının oğluydu. Bir yetim evinde büyümüş, ıslahhanelere girip çıkmış. Sonra da’ hapishanelerin gediklilerinden olmuştu. Daha 25 yaşındayken, hayatının 13 yılını demir parmaklıklar arasında geçirerek kendi çapında bir rekor kırmıştı. Son defa seks partileri düzenlemek ve bazı kanlı olaylara sebebiyet vermekten mahkum olmuştu. Bütün bunların yanı sıra uyuşturucu madde kullanmaktan birkaç mahkûmiyeti vardı. Ama çevresine topladığı genç hippilere bir peygamber gibi hükmediyordu. Aslında, şeytanın ta kendisiydi! Etrafındakilerden körü körüne itaat bekliyor, verdiği e- mirlerin tereddütsüz yerine getirilmesini istiyordu. Aslında zırdelinin biriydi Manşon. Fakat etrafında toplananların sayısı gün geçtikçe artıyordu. Manşon onları istediği gibi eğitip, tam bir hippi haline getiriyordu. Manşon şarkı de besteliyordu. Şimdiki Tate villasının eskiden sahibi olan Doris Day’in şarkıcı olan oğlu Tony Melcher’e de bestelerini göstermiş, fakat evden kapı dışarı edilmişti. Cinayet gecesi Manson, yanına fedailerini de alıp villaya İntikam almaya gitti. Ne var ki ev el değiştirmişti. Böylece Doris Day ailesi yerine Sharon Tate ve arkadaşları onların kurbanı oldu.

Sharon Tate cinayetinin aydınlığa kavuşması. Amerika’yı için için kemiren bir kara belâya daha bütün dünyanın dikkatini topladı. Gençleri çıldırtan uyuşturucu madde faciası, sapık eğilimler ve kendilerini sulh sembolü, çiçek çocuğu olarak tanıttıktan sonra, ellerini kana boyayacak kadar canavarlaşan hippilerin durumu Amerika için belki Vietnam savaşından da büyük bir derttir. Ne kanunlar, ne de sert tedbirlerle hiç birinin önü alınamadığına göre, Sam Amca’nın daha çok başı ağrıyacak demektir.

Paylaş

1 Yorum

CEVAP VER