BABIALİ KAVAFLARI (Resimli AY, 1936)

0
61

Türkiye neşriyatının idarecileri kimlerdir? Babıali Caddesinin derebeyleri kimlerdir? Bu kitaplara gömülmüş insanların altından çıkan dehh aş el kimlere aittir? Bu elin altında ezilen baş kimin başıdır? Ve ne zamana kadar bu kıllı el bu zavallı başı ezecektir? Türk okuyucu ve yazıcılarının bir an evvel, kendilerini pençesi altında kıvrandıran yabancı kuvvetlerden tahlisi lazımdır.

Türkiye’nin en büyük şehri plan İstanbul’un Ankara Caddesi Türk fikriyatının amudu fikarisidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları zevk ve bilgi malzemelerini bu caddeden toplarlar. Beş yaşında bir mektepli çocuğun çantasına bakınız, sonra “Karaca Ahmet” te Azrail ile felsefe münakaşasına başlamış seksenlik bir delikanlının kafatasını açınız, içinde kurtlar yüzen beynini tarayınız, göreceksiniz ki o çantayı ve bu beyni dolduran her şey Ankara Caddesinden çıkmıştı.

Ankara Caddesi, kitapçıların caddesidir. Türk neşriyat âlemi demek, Ankara caddesi demektir. İstanbul’da yaşayanlar da, Anadolu’da oturanlar da bu caddenin azat kabul etmez birer esiridirler. Türk neşriyat âlemini uzun senelerden beri baltalayan kahreden ve hatta öldüren katil kafa Ankara caddesidir, “Türkiye” de niçin çok kitap satılmaz? Türkiye’de her kitap Ankara caddesinde basılır.

Türk mekteplilerinin çantalarını dolduran kitaplar niçin bedii kıymetlerden mahrumdurlar? Çünkü mektep kitaplan Ankara caddesinin yumruğu altındadır. Şu genç hanim, bey, hamal ve bu aksakallı ihtiyar, muharrir “S” efendinin neden okumamıştır? -Çünkü o eser babıali kavafIarı tarafından katledilmiştir. Türk kütüphanesini dolduran şehvet, rezalet, hırsızlık ye maskaralık sizi tiksindiriyor öyle mi? Muharririne küfretmeyiniz.

O eserler babiali kavaflarının eserleridir. Kütüphanenizde kıymetli bir fikir eseri, bir fikir mecmuası bulamadığınız zaman fikir adamlarımıza istihfaf etmeyiniz, kızmayınız. Çünkü bu yokluk babıalinin entrikasıdır. Çünkü babiali yarın Türk fikriyatının amudu fıkarısı olan Ankara Caddesi Türk fikriyatını katledenlerin elindedir. Türkün kafasına hükmedenler Türk’e düşman olanlardır.

Ankara caddesinde yaşayan kitapçıların ekseriyetini Türk olmayanlar teşkil eder. Son senelere kadar bu caddede Türk firması hiç görülmezdi. Cahil, budala ve hilekâr bir ecnebi zümre bu caddeyi işgal etmiş, Türk neşir yaıını bir esir gibi tıpkı bir hint paryası gibi yumrukları altına almıştır. Kitap için ne lazım? Kâğıt öylemi? Yeryüzünün en büyük kâğıt fabrikaları bu adamların elindedir. Mürekkep mi istiyorsunuz? Bu adamlara başvurmak mecburiye tindesiniz. Maarif vekâleti tarafından kabul edilmiş bir mektep kitabınız mı var? Babıali kavaflarından biriyle uyuşacaksınız. Romanı mı var? Bu efendilere boyun eğeceksiniz. Gazeteci misiniz, yevmi, haftalık yahut aylık bir gazeteniz mi var? İlan mı almak arzusundasınız?

Bir Ermeniye, bir Yahudiye, hatta bir Rumyoza baş vuracak esir olacak, aldanacak ve muhakkak yanacaksınızdır. Mükemmel bir ilim eseri meydana getirdiniz. Öyle mi? Bunun kıymeti hakkında bir Darülfünun müderrisinin fikrini almayınız. Bu lüzumsuzdur. Babıali kavaflarından birine gidiniz.

Eserinizin basılması için bir tek şey lazımdır: Ankara Caddesi Ermenilerinden, yahut Yahudilerinden birinin eserinizi beğenmesi. Bir romanınız mı var? Bunu “bilmem ne!” kütüphanesi sahibi olan bir ermeni okuyacaktır. Beğenirse basılır. Şiirlerinizi mi tabettirmek hülyasındasınız. Bunları bana okumayınız, arkadaşlarınıza da okumayınız. Gidiniz şiirlerinizi İran’ın bilmem hangi meçhul köşesinden gelmiş cahil bir aceme okuyunuz. Çünkü şiirlerinizde kıymet bulmak salahiyeti Türkiye’de yalnız ona aittir.

***

Şimdi anladınız ya vaziyeti. Buyurunuz, şu her gün çıktığınız yokuşu bir gün de birlikte çıkalım. Sağdan birinci dükkân acemdir. Üçüncü, dördüncü ve beşinci dükkânlar yine acem. Kâğıt kalem satarlar. Geçelim. Köşe başındaki tütüncüden bir sigara alınız.

Ne o? Hayret mi ettiniz.

Evet, evet, gözlükleri altından sizi süzen şu zayıf adam bir acemdir. Karşıki köşedeki ilk dükkân bir Ermeninindir; içindeki faaliyet sizi şaşırtmasın! O, bu sene on kuruşa mal olan bir mektep kitabını altmışa satarak milyon kırmıştır.

Bitişik dükkân yine bir Ermeninindir. Dikkat! Babıali Calutunun kalası önünden geçiyoruz. Türkiye’nin her tarafında çıkan her şeyin, her gazetenin, mecmuanın, kitabın, kâğıdı buradan satılır. Türk matbaalarının idare müdürleri bu dükkânın içinde her gün yağı alınmış zeytinlere dönerler. Geçelim “Şu dükkân bir eskici dükkânıdır, eski kitaplar satar. Ermenidir. Yorulmadınız ya.

Devam edelim. Şu dükkân yine bir ermeni dükkânıdır. Yanındaki hakeza daha yukardaki yine hakeza… bu bir acemdir… Şunu mu soruyorsunuz, Ermenidir. Karşıki dükkânı mı öğrenmek niyetindesiniz Ermenidir az aşağıdaki kağıt satar Yahudidir. Hayret etmeyiniz, söylediklerim baştanbaşa hakikattir.

Ben hakikatlerden bahseden adamım. Babıali Sirkeci tramvay bekleme yerinden taaa İran sefaretine kadar Türk olmayanların elindedir. Bu adamlar nasılsa buraya gelmişlerdir, fakat geldikten sonra burada çifte demir atmışlardır. Birisi öldü mü dükkân kapanmaz, yerine damadı gelir. Kızımı var, bir komşusu ile evlendirir. Velhasıl Babıali az zaman içinde bir avuç cahilin gediği haline girmiştir.

***

Türkiye de mektep kitaplarının ucuz, güzel ve kullanışlı olmasını istiyor musunuz? Türk kütüphanesine garbın ilmini fikrini, medeniyetini mi istif etmek niyetindesiniz?

Muharrirlerinizden güzel eserler, romanlar,  hikâyeler; şairlerimizden şiirler, ama nefis şiirler mi istiyorsunuz. Çocukları yetiştirmek, genç kızları, delikanlıları yetiştirmek, çalışan bir fikri adamına yardımcı eser vermek, evlerinde ölünceye kadar oturmağa mahkûm vatandaşları hayatın kahrından kurtarmak istiyor musunuz?

Muharriri, gazeteciyi, şairi, âlimi, hikâyeciyi bütün kuvvetiyle çalıştırmak istiyor musunuz? Her gün öğrenmek, öğrenmek daima, öğrenmek ve yetişmek, medenileşmek isteyen bir millete yardım etmek istiyor musunuz? Bunun bir tek çaresi vardır: Türk neşriyatını cahil Ermenilerin şarlatan acemlerin, hilekâr Yahudilerin boyunduruğundan kurtarınız.

Türk fikriyatının amudu fıkarîsi olan Ankara caddesini Türk harsına düşman olanların elinden kurtarınız, Türk neşriyatını Türklere bırakınız.

Paylaş

CEVAP VER