ÇİNGENE DEYİP GEÇMEYELİM!

0
1761
Scanned by Scan2Net

Onların içinde elinde iyi, kötü bir sanatı olmayan yok gibidir; fakat sabit bir mesken sahibi olana da tesadüf edilemez.

Birkaç aydan beri İstanbul’a sağdan soldan fazlaca Çingene akın etmeye başlamış. Bundan dolayı hükümet bir karar verdi: Bunlardan elinde bir sanat bulunmayanlar ve bir yerde mesken tutmayanlar geldikleri yere geri gönderilecekler.

Scanned by Scan2Net

Bizim bildiğimize göre Çingeneler içinde elinde sanat olmayan yoktur. Fakat bir yerde mesken tutan da enderdir. Çingenenin yeri, yurdu olsa Çingene olmaz. Onlar yalnız bizim memleketimizde değil, dünyanın her tarafında çadır altında, çerekelerde ve göçebe halinde yaşarlar. Bugün burada, yarın başka bir diyarda.

En kaba san atlardan, demircilikten, ızgara maşa yapmaktan, iskemle hasırı örmekten tutunuz da, musikişinaslığa kadar her iş ellerinden gelir. Musikiye istidatları şaşılacak mertebededir. Ne nota bilirler, ne birisinden ders almışlardır, ne de uzun boylu musiki meclislerinde, konserlerde bulunmuşlardır. Çingene erkek keman, ut, tef çalmasını pek âlâ öğrendiği gibi karısı, kızı da sesle veya göbeğiyle musiki faslına iştirak etmesini bilir.

İstanbul’daki ince saz takımlarının meşhur bir kemancısı çerekeden yetişmiştir. Çingeneler içinde koltukçuluktan, küçük sanatlardan mühim servetler yapan eksik değildir.

Hele Orta Avrupa’da ve İspanyada Çingeneler birçok sanatlarda en yüksek mevkii almışlardır. Sigan musikisini ihya eden onlardır; her akşam Bükreş ve Peşte radyolarında dinlediğiniz parçaları Çingene delikanlıları ve kızları çalmaktadır. Bu kadar nazik ve ince işlere sokulmuş olmalarına rağmen Çingeneler bohem hayattan kurtulamamışlardır. Hemen her yerde Çingeneler dağda kırda ve su kenarında, serbest ve serazat yaşamayı tercih ederler. Kanunsuz, kayıtsız, hür, başıboş yaşamak.

*

Yalnız Avrupa’da değil, dünyanın her yerinde Çingenelere tesadüf olunur. Bu göçebe millet her memlekette sığınacak bir yer bulduktan başka dağlardan, kırlardan şehirlere de girmeye muvaffak olmuştur. İspanyada boğa dövüşçüleri arasında Çingeneye tesadüf edersiniz, Paris’in en lüks bir eğlence yerinde karşınıza Çingene dansöz çıkar. Kalabalık bir pazar yerinde mal satmak için türlü çene döken çingeneler vardır. Fakat en şaşılacak şey, hariçten ehemmiyetsiz ve gösterişsiz görünen bu insanların kazandıkları muvaffakiyettir. Boğa dövüşçüsü Çingene, iki hamlede hayvanı yere vurur, sahnedeki dansöz bir dakika içinde bütün seyircileri büyüler, dükkâncı Çingene bir lâhzada bütün mallarını satacak bir müşteriyi ele geçirir.

Çingenelerin teshirkâr kuvvetini, onların arasına düşenden başka kimse anlayamaz. Yanılıp da Çingenelerin toplu bir halde bulunduğu yere girecek olursanız ellerinden kurtulmanın çaresi yoktur. Evvelâ karşınıza “Fal bakayım!” diye ihtiyar bir kadın çıkar.

Daha sonra etrafınızı “Kelepir var!” diye ellerindeki bir saati veya kösteği satmaya çalışan erkekler çevirir.

Çingenelerin süfli bir surette yaşamalarına rağmen kendi aralarında kuvvetli bir cemiyetleri vardır. Her aile bir kabileye bağlıdır. Kabile reisi hepsinin en büyük tanıdığı adamdır. Hareketleri, kararları hep bu reise bağlıdır. Kırlardaki göçebe Çingeneler gibi şehirlerdeki Çingeneler de reisin emrine tâbidir.

Çingeneler bu kabile reisine veya Çeribaşına o kadar merbutturlar ki çaldıkları her şeyi bile ona getirirler. Çünkü o, bu malı iyi bir surette dağıtmasını da, saklamasını da bilir. Meselâ, çalınmış bir atı başka bir memlekete geçirmeyi onun kadar kimse beceremez. Diğer memlekete geçen at yerine oradan da Çingenelerin çaldığı bir hayvan verilir. Bu suretle her iki memleketteki Çingenelerin arasında ne kadar aransa çalınmış hayvan bulunamaz. Bundan başka, polisçe aranan bir Çingeneyi de saklamak ve kaçırmak gene çeribaşının yapacağı iştir. Çingeneleri tutmak o kadar güçtür ki, şu darbı mesel bütün dünyada tanınmıştır: “Çingeneyi tutmak, iğneyi tutmaktan zordur.”

Çingenelerin en çok yerleşmiş bulunduğu yer İspanya’dır. Bugün İspanyada kırk, elli bin Çingene vardır. İspanyaya Çingeneler 1490 senesinde gelmişlerdir. İlk zamanlarda İspanyalılar Çingenelere çok fena muamele etmişlerdir. Meselâ, bir mal çalarken yakalanan Çingene malın sahibi tarafından esir edilmeye ve onun kölesi olarak kalmaya kanunen mahkûmdu. Bundan başka, zengin çiftçiler her sene, mahsul mevsiminde çalıştırmak için, Çingene avına çıkarlar, dağlarda buldukları Çingeneleri önlerine katar, getirirlerdi.

Bugün İspanyada bu âdetler tamamı ile kalkmıştır, ispanyada şimdi Çingeneler tam bir vatandaş hakkına maliktirler.

Paylaş

CEVAP VER