DEDİKODU KRALİÇESİ

0
1928

Yazan: H. Fikri VEREL (hafta 1958)

İnsanları birbirine katarak servet sahibi olan kadın.

Elsa Maxwell, saat üç buçuk sıralarında yatağına yatağına yattı. O gece aşağı yukarı yukarı on davete birden gitmiş, belki yüz dedikodu mevzuu birden yakalamıştı. Yaşı yetmişi bulduğu için yoruluyordu artık. Yattığı zaman birkaç sahife roman okumayı adet edinmişti. Başucundaki veyözü yaktı… “Kimse benim kadar sevemezdi” adlı kitabı alıp okumaya başladı.

Fakat henüz birinci sahifeyi bitirmemişti ki, kapı vuruldu. Otuz senelik hizmetçisi sesleniyordu:

-“ İçeri girebilir miyim madam?..”

Elsa Maxwell..” hayırdır inşallah” diyerek cevap verdi:

-..Tabii Ceyn.. Fakat bir derin falan mı var? Sesin garip geliyor.

Hizmetçi içeri girdi. Loşlukta bile yüzünün bembeyaz olduğu anlaşılıyordu. Heyecanlıydı:

-“sizi yattıktan sonra rahatsız ettiğim için özür dilerim madam.. Fakat bir gazeteci gelmiş.. Sizin yüzünüzden bir çiftin, hem de çok sevişen bir çiftin intihar ettiğini söylüyor.. Emniyet müdürlüğüne verilen bir mektupta böyle yazıyormuş.”

Dünyanın en meşhur dedikodu yazan olan yaşlı kadın, yatağında doğruldu. Şaşırmıştı. Bir müddet cevap vermeden öylece durdu. Sonra hizmetçisine o gazeteciyi odasına almasını söyledi.

Canı sıkılmıştı. Gerçi yazdığı yazılar yüzünden birçok insanların saadetine, şöhret sahibi olmalarına bu arada bazı ufak tefek ıstıraplarına sebebiyet vermişti ama kimse birkaç satırlık dedikodu yüzünden hayatına kıymamıştı.

Haberi getiren gazeteci elinde fotoğraf makinesi ile odaya girip hemen flaşını yakıp ve hiçbir şey konuşmadan oradan uzaklaşıverdi.

Else Maxwell o geceyi uykusuz geçirdi. Sabahleyin bütün gazeteleri alıp, hadiseyi öğrendi. Bundan iki ay evvel yazdığı bir yazı, Amerika’nın tanınmış iş adamlarından Adams Peterson’un genç ve yakışıklı oğlu ile insanı deli eden bir güzelliğe malik olan kansının intihar etmesine sebep olmuştu. Bu yazı o kadar üzerinde durulacak cinsten bir şey değildi. Kadını bir başka erkekle parkta, adamı da bir başka kadınla lokantada görmüş ve bunun üzerine acaba ayrılacaklar mı? falan kabilinden bir şeyler çiziktirmişti.

Bu olaydan sonra kan kocanın huzuru kaçmış, delicesine sevişen çift birbirlerine olan itimatlarını kaybetmişlerdi. Ve nihayet, bu azaba dayanamayan genç kadın siyanür içmek, genç adam da kendini bir otomobilin altına atmak suretiyle aynı günde intihar etmişlerdi. Bu korkunç işi yapacaklarından ikisinin de haberleri yoktu. Hatta o sabah hiç kavga etmemişler, dedikoduyu unutmuş gibi davranmışlardı. Güzel kadın, kocasının huzura kavuşmasını, yakışıklı adam da kansının istediği erkeğe gitmesini arzulayarak bu tüyler ürpertici hadisenin kahramanı olmuşlardı.

Polise verilen mektubu kadın yazmış, hadiseyi bütün teferruatı ile anlatmıştı. İşin en feci tarafı, Elsa Maxwell ‘in yazdığı yazıda işaret ettiği meçhul kadın intihar eden gencin yeğeni; meçhul erkek de intihar eden karısının üvey kardeşiymiş.. Bu gerçek öğrenilmiş ama içlerine şüphe giren karı-koca artık bir yuvayı temelinden tutan devamlı itimatlarını kaybetmişler.

Bu olaydan sonra Elsa Maxwell uzun zaman davetlere gitmedi. Yazı yazmadı. Ancak kendi evine gelen yakın dostlarını ağırlamak ve onlarla dedikodu dışı, mevzular üzerinde konuşmakla vakit geçirdi.

Yetmiş yaşındaki bu ihtiyarın piyasadan çekilmesi, bütün satışlarını ona bağlamış bulunan dergileri harekete geçirmekte gecikmedi. Dergi sahiplerinden, sekreterlerinden biri gidip, biri gelmeye başladı evine. Elsa’nın yazı yazdığı dergilerin en basiti iki milyon satıyordu. Hem sahiplerine, hem de yazara servet getiren bu gibi dergiler hiç elden kaçırılır mıydı?

Elsa Maxwell’i milyonerler arasına sokan dedikodu yazıları idi. Onun geliri yalnız aldığı paralarla kalmıyor, tanınmış milyarderleri de durmadan evine binlerce lira değerinde hediyeler yağdırıyorlardı. Evi, en zengin müzelere dönmüştü bu yüzden. Tanıdıkları evindeki eşyaların, meteliksiz bir aileyi 60 yıl refah içinde geçindirebileceğini söylüyorlar.

Elsa’nın en sevdiği insanlardan biri hiç şüphe yok ki geçen yıl adı gazetelerden eksik olmayan tanınmış soprano Maria Callas’dır. Yeniden dedikodu sütunlarına dönmesine sebep de, onun uğradığı haksız tecavüzler ve biraz da paraya olan bağı oldu.

Ünlü sopranoya hücum edenlerin ipliğini pazara çıkaran ilk yazısı, ortalığı hem karıştırdı hem de yatıştırıverdi. Onun uzun dilinden çekinenler, Maria Callas’a sataşmaktan hemen vazgeçtiler.

Amerika’da herkesin bir kabahati olduğundan Elsa’nın yeniden dedikodu yazarlığına başlamasını kimse tenkit edemedi. Hemen herkes onu yine methetmeye, evine, toplantılarına davet etmeğe başladılar.

Geçenlerde milyonlarca kadın ve erkeğin katıldığı bir anket neticesi, Elsa Maxwell dedikodu imparatoriçesi ilan edildi.

Herkesin sevdiği, herkesin nefret ettiği, herkesin korktuğu imparatoriçe bakalım tahtında bu sene neler karıştıracak?

Paylaş

CEVAP VER