DÜNYANIN İLK FOTORÖPORTAJI

0
1131
Scanned by Scan2Net

Bugün fotoğrafın ve fotoğrafçılığın ehemmiyeti hakkında ne söylenebilir?.. Ne söylense bu, günden güne terakki eden, film ve nihayet televizyon haline gelmiş renklenmiş ve seslenmiş olan resim sanatının ehemmiyetini belirtebilir? Hiç bir şey değil mi?

Scanned by Scan2Net

Fotoğrafçılığın tarihini hatırlar-sanız, iki mühim isim aklınıza gelir: Daguerre ve Niepce. 1822 de Camera obscura adı verilen ilk basit karanlık kutu ile resimler alan Niepce idi. Daguerre ise devamlı olarak muhafaza edilebilecek ilk resimleri çekmiş olan adamdı.

Ama tarih araştırmaları, bir deliği bulunan karanlık bir hücreye, dışarıdaki manzaraların ufalarak ters yıllarında Leonardo Vinci’nin keşfettiğini göstermiştir. Fakat meşhur İtalyalı sanatkâr ve âlim bu keşfinden, fotoğrafçılığa giden neticeyi çıkaramamış, sadece Camera obscura dediği, delikli karanlık hücrenin marifetini ortaya koymuş, bırakmıştı.

İlk fotoğraf makineleri, dört köşe karanlık kutulardan ibaretti. Bunların bir yanının tam ortasına bir delik açılır, bu deliğin tam karşısına gelen cidara da bir buzlu cam konurdu. Lâkin delikten buzlu cama akseden resim net ve bol ışıklı olmuyordu. Karanlık hücre içersine daha fazla ışık toplanmasını ve resmin netleşmesini temin için deliğe bir adese de takıldı.

1846 yılında bütün dünyada satılan fotoğraf makinesi 2000 tane, cam adedi de 500 bindi. 1896 da ise Amerikalı fabrikatör Eastman 100 bin fotoğraf makinesi satmış ve ayda 750 kilometre film imaline başlamıştı.

Fotoğraf makinesi yarım asırdan az bir zaman içinde dünyayı istilâya başlamıştı. Gittikçe de ucuzluyordu. 12 resimlik bir filmin satış fiyatı, daha on dokuzuncu asır ortalarında bugünkü para kıymetiyle 150 kuruş olmaya başlamıştı. Artık normlar da teessüs ediyordu. 1937 ye kadar ne muazzam mesafe aşılmış olduğuna bakın ki o yıl yalnız İngiltere’deki fotoğraf amatörleri sayısı 5 milyondu. Bu amatörler senede 160 milyon resim çekiyor, bu resimleri çekmek için 120 bin kilometre film harcıyorlardı ve bu filmlere sürülmüş eczalara 100 ton gümüş sarf ediliyordu.

Scanned by Scan2Net

Fotoğrafçılığın keşfedilmesiyle bir meslek haline gelivermesi de hemen hemen aynı zamanda olmuştur.

Bugün dünya yüzünde gayet mühim bir meslek haline gelmiş bulunan foto muhabirliği, hiç de zannedildiği kadar yeni değildir. Halen elimizde bulunan ilk foto röportaj, Kırım harbindendir. Kırım harbi, 1855 yılında cereyan etmişti. Demek oluyor ki fotoğrafla harp muhabirliği 1955 de ilk asrını dolduran bir meslek olacaktır.

Şayanı şükran olan nokta şurasıdır ki yeryüzünün ilk fotoğraflı harp röportajının resimleri kaybolmamışlardır. Bugün, dünyanın en zengin fotoğraf koleksiyonuna sahip olan İsviçreli Gemsheim ailesinin elinde 13 bin fotoğraf vardır ve bunların bir kısmı, 125 sene evvel çekilmiş resimlerdir. Kırım harbinin resimlerinden bazıları Gernsheim ailesinde bulunuyor. Nitekim bu yazımızı, dünyanın ilk foto röportajı olan Kırım harbi resimleriyle süslemiş bulunuyoruz.

Dünya yüzünün gördüğü ilk harp muhabiri, Roger Fenton adlı bir İngilizdi. 19 uncu asırda Paris’e gitmiş, Paul Delaroche’den fotoğrafçılığı öğrendikten sonra Londra’ya dönerek hukuk tahsili yapmış ve avukat olmuştu.

Fakat fotoğraf merakı iyice kanına girmişti. Nitekim Kırım harbi patlak verince, avukatlığı bıraktığı gibi soluğu cephede aldı. Kırım harp sahasında kaldığı dört buçuk ay zarfında birkaç yüz resim çekti. Sonradan memlekete döndüğü vakit bunlardan 350 kadarı teşhir olundu.

Fenton’un harbe katılması ve harp sahasına girmesi müsaadesini Kraliçe Victoria ile zevci Prens Albert vermiş oldukları için, bugünkü foto muhabirlerinin bile kıskanacakları kadar geniş bir hürriyete sahipti. Nitekim başkomutanların resimlerini alabilmişti. Ondan kalma resimlerden birinde üç müttefik memleket kumandanı Lord Raglan, Ömer Paşa ve Mareşal Pélissier bir arada görülürler.

Ama Fenton asıl eziyeti, kendi mesleğinden çekmişti. Bir kere fotoğraf çekmek için şimdi olduğu gibi boynuna makinesini asıp cebine de birkaç film atarak yola çıkmamıştı. Fotoğrafçılık malzemesi tam 36 sandık tutuyordu. Ayrıca, iki at tarafından çekilen kapalı bir araba halinde, bir atölyesi de vardı. O zamanlar henüz kuru cam icat edilmemiş olduğu için Fenton, arabasına kapanıp terliye terliye camlarım eczalıyor, sonra ıslak ıslak makinesine takıp resmini çekiyor ve tekrar atölyeye dönerek banyo ediyordu. Bir defasında Ruslar, Fentonun arabasını cephane arabası zannedip bombardıman ettiler.

Fenton, müttefik orduyu kırıp geçiren koleraya tutulmamış olsa memleketine dönmeyecekti. O döndükten sonra da İstanbul’da yerleşmiş bir İngiliz fotoğraf amatörü olan James Robeıtson gidip Kırım harbinde onun yerini aldı.

Bugün, meraklılar, Fentonun resimlerinin bir tanesine, bizim paramızla on bin lira veriyorlar.

Scanned by Scan2Net

http://www.kartalikincielesya.com/

Paylaş

CEVAP VER