GALATA KULESİ ASRİLEŞİRSE!

0
2162

Bir yanda cazband ve dans, öte yanda nargile ve kahve, düğün alayları, yazın püfür püfür, kışın sıcak bir eğlence yeri.

On iki gün evvel merkezi İstanbul olan bir zelzele İstanbul’u, Edirne’yi, Bursa’yı ve civarını sarstı. Birçok evlerin duvarları çatladı. Vakıa ölen, yaralanan olmadı ama şehirliler bir hayli telâşa düştüler.

Bundan kırk sene evvel İstanbul büyük bir zelzele geçirmiş, büyük çarşı yıkılmış, birçok insanlar ölmüştü. Ondan sonra İstanbul mühim bir zelzele görmemişti. Kırk sene evvel Beyazıt yangın kulesinin yalnız üst kısmı zelzeleden harap olmuş iken bu defaki zelzele bu kulede daha fazla tahribat yapmış ve içindeki nöbetçi çekilmeye mecbur kalmıştır.

Scanned by Scan2Net

Galata kulesine ise hiçbir şey olmamıştır. Hâlbuki bu kule çok daha eskidir. Beş asra yakın ömrü vardır. Bu münasebetle bir arkadaşımız Galata kulesi hakkındaki tasavvurları ve bu kulenin hayatını şöyle anlatıyor:

İstanbul’u hiç görmemiş olanlar bile, onun Galata kulesini tanılar.

Birçok şehirlerin böyle meşhur birer kulesi veya abidesi vardır. Paris’in Eyfel kulesini bilmeyen, işitmeyen var mıdır?

Galata kulesi yapıldığı günden- beri, yani dört yüz seksen küsür seneden beri olduğu gibi kalmış, pek küçük tadilâta uğramıştır.

Mamafih iki defa yangına uğrayan bu yangın kulesi Cenevizlilerin yaptığı şekilde de kalmış değildir.

Scanned by Scan2Net

Söylemek istediğim şudur ki yandıktan sonra tepesi, yani tahta kısımları değişmiş olmasına rağmen bu kuleye meselâ hâlâ merdivenle çıkıyoruz ve hâlâ bu kuleden hiç bir suretle istifade edemiyoruz. Zaman zaman belediyenin buraya asansör koyduracağı, yukarısında bir kahve, gazino açacağı, böylece İstanbul’a gelecek seyyahlara güzel bir seyir yeri temin edileceği yazılmış, çizilmiş ise de asırlık kule hâlâ eski halindedir.

Hele şükür otuz beş sene evvel mevzuu bahsolan vakit küresi, nihayet yerine konup işlemeye başladı [*] bakalım diğer tasvvurların tatbik sahasına geçmesi ne zaman mümkün olacak?

Meselâ yaz günleri püfür püfür esecek olan bu kulenin tepesine bir asansörle çıkıp, dünyanın en güzel manzarasına karşı hasır koltuklara gömülüp, nefis bir müzik dinleyerek bir dondurma yemek ne zevkli şeydir!

Hatta kışın bile karla örtülü koca şehre şöyle tepeden bakarak, camların arkasında sıcak çay içmek fena mı olur?

Galata kulesi bu hale getirilse muhakkak ki İstanbul’un en makbul, yeri olurdu. Ve bu, zannetmiyoruz ki büyük paraya mutavakkıf bir iş olsun.

Çünkü edilecek masraf pek az bir zamanda ödenebilir.

Scanned by Scan2Net

Havada eğlence yeri

Netekim yirmi yedi sene evvel Tahtacıyan isminde Avrupa’da tahsil görmüş 1900 Paris beynelmilel sergi-sinde bazı modeller teşhir ederek takdire mazhar olmuş bir mimar ve mühendis İstanbul’a gelerek, o zaman kulenin merbut olduğu bahriye nezaretine müracaat etmişti.

Tahtacıyan resmini koyduğumuz modeli de Bahriye Nezaretine planları ile beraber vererek, Galata kulesini, hükümetten on para istemeden bu hale koyacağını, fakat yapacağı masrafa mukabil otuz sene müddetle kuleyi işletmek imtiyazını istemişti.

Tahtacıyan’a göre kulenin şimdiki tahta kısmı kamilen sökülecek ve oraya 40 metre yükseklikte demirden bir ilâve yapılacaktı.

Bu ilâvenin yuvarlak kısmında mükemmel birer tiyatro, gazino, lokanta, kurulacak, iki büyük asansör müşterileri buraya harıl harıl taşıyacaktı.

Kuleye çıkacak olanlardan o zamanki para ile ikişer kuruş duhuliye alınacaktı.

Gerek bu para, gerek tiyatro, gazino, lokanta hasılatı Tahtacıyan ve ortaklarına, inşa masrafı karşılığı olarak otuz sene bırakılacak, ondan sonra bütün tesisat hükümetin malı olacaktı.

Tahtacıyan ayrıca kulenin tepesinde bir de rasathane ve vakit küresi yapacağını vaadediyordu.

Kuledeki yangın haber vermeye mahsus kısım daha başka şekilde yine mevcut olacak, burası telgraf telefon ve telsizle icap neden merkezlere bağlanacaktı.

Yuvarlak kısım yedi kat olacaktı. Bu katlarda gazino, tiyatro, lokantadan başka, salonlar da bulunacaktı, bu salonlarda şen çiftler dans edeçekler, eğleneceklerdi. En tepeye konacak büyük projektörde geceleri bir şehriayin yapılacak, İstanbul’un dört bir tarafı böylece ışığa boğulacak, gündüzleri de büyük dürbünlerle zairler şehrin köşe bucağını istedikleri gibi seyredeceklerdi. Bir kelime ile iki kuruş duhuliyeyi verip de asansöre atlayınca kulenin tepesine çıkacak ve orada saatlerce eğlenebilecektiniz; canınız tiyatro mu istiyor, karnınız mı acıktı, bir nargile, çay, kahve mi arzu ediyorsunuz, dans mı edeceksiniz, şöyle bir kenara çekilip Boğaza, Marmaraya, yahut Halice doğru düşünceye mi dalmak emelindesiniz… Yoksa semtinizin sokaklarını yahut her hangi bir yerdeki bir kalabalığı dürbünle seyir mi etmek istiyorsunuz, ne isterseniz hep emrinize amade…

Tahtacıyan Efendi muhakkak ki bir iş adamı imiş… Bu işe lâzım olan sermayeyi de bulmuş,. Fakat nedense bir türlü bu imtiyazı alamamış. Yoksa talihi yaver olup da muvaffak olsa imiş Galata kulesini şimdi bambaşka bir şekilde görecek- diniz.

Hayal gibi

Tepedeki bu yedi kat yuvarlağın içinde, hele cuma, pazar günleri neler olmazdı?

Meselâ bir katta kalabalık bir düğün merasimi, ötekinde bir sünnet eğlencesi, üçüncü katta bir balo, dördüncüde bir sinema, bir yanda nargile tiryakileri, öte tarafta bilardo meraklıları, sağda dönerkebabçı, solda bir muhallebici… Hülâsa bir çarşı pazar, koskoca bir mahalle… Nihayet en üstte, bütün bu gürültü patırdılardan uzak, kulaklarının dibine kadar gelmiş olan bu şehir parçasının hayhuyuna temamı ile bigâne gözleri gökte, aklı fikri ayda, yıldızlarla ve rüzgârla baş başa…

Bu bir hayal mi?

Hayır… Muhakkak ki koca Galata kulesi ilânihaye bu halde, böyle metrûk ve bakımsız kalacak değildir.

Geçenlerde gazeteler yazıyordu; belediye kulenin etrafındaki eski evleri, hanları istimlâk edip oraları açacak, güzel bir bahçe haline koyacak, böylece tarihî Galata kulesi daha azametle meydana çıkacak, diyorlardı.

Bu, her halde ilk adım olacaktır.

Zaten birçok defalar kulenin elektrikle tenviri, asansörle teçhizi meseleleri de mevzuu bahsolduğuna göre, bu gün bir hayal gibi görünen şeyin yakında hakikat oluvermesini dileyelim…

Kandemir

[*] 1317 tarihinde Hamid’den bu kulenin tepesine bir vakit küresi konması için müsaade istenmiş, o da bu işi görüşmek üzere o zamanın rasathane müdürü Mösyö Emil Lakoval ve Gumyari ile Salih Zeki Beyi memur etmiş ise de, bilâhare bu işten ürkerek izin vermemiştir.

Paylaş

CEVAP VER