NAŞİD JÜBİLESİ UNUTULDU MU? (1938)

0
132

Yazan: Nizamettin Nazif (Kurun’un İlavesi, 1938)

Dün bir yıl önce yapılmış bir vaadi hatırladım. Bu vaad ne devlet tarafından dünyaya bildirilmiş bir taahhüttür ne de hükümet tarafından millete verilmiş bir söz.

Size, bir dostumun aşk ve sevda maceralarından bahsetmek niyetinde olmadığıda sanmayınız. Hayır, Allaha çok şükür, bu nevi maceraların can damarı olan tatlı vaatlerden biri de bugünlerde herhangi bir dostumun burnuna halka takılmış değildir.

Ben sadece bir artistimize yapılmış olan bir vaadi hatırladım. Hatırladım ve elem duydum. Zira bu vaatle o artistin ne masum bir heyecana tutulmuş olduğunu iyi bilenlerdenim.

Aktör Naşid’in jübilesinden bahsetmek istiyorum. Görünüşte Türkiye’nin en büyük halk artisti ve hakikatte {inkişaf) alım ve fırsatlar bulamamış büyük bir küme, diyen olan Naşid hiç kimseye başvurup:

– Yahu; ben bu kadar yıllık artistin: Bana da bir jübile yapsanıza…

Demiş değildir.

Onu takdir edenler beğenenler, sanat ha yatına devamlı feragatli ve sarsılmaz bağlılığını bilenler -sanki sözleşmişler gibi- bir gün hep birden Naşid’i hatırlamışlar ve kendi kendilerine söylemişlerdi:

– Şehir tiyatrosu her yıl artistlerinden birinin kocayışını kutlular, o artistin hayatı ve sanat hayatı etrafında neşriyat yapılır. Bir merasim programı hazırlanır. Belediye işin başına geçer; programın tat bikini himayesi altına alır ve günün birinde İstanbul’un muhtelif kültür müesseselerinin, tiyatro truplarının, ediplerinin iştirakiyle debdebeli bir jübile yapılır.

Şehir tiyatrosunun artistlerine belediye tarafından ve bizzat şehir tiyatrosu tarafından gösterilen bu alâka ancak takdirlerimizi cezbedebilir. Bunlar güzel numunelerdir. Fakat bu güzel numuneleri gördükten sonra Naşid gibi çok yüksek bir artisti umumi bir takdire muhatap tutmamak büyük bir hata olmaz mı?

Bir müddet sonra güzel sanat muhitlerimizdeki bu konuşmalar gazetelere intikal etmiş ve büyük halk artistimizin adı etrafında dikkatli neşriyat yapılmıştı. Büyük bir itina ile kaydetmeliyiz ki, bu neşriyat alâkadar makamların ani dikkatini celbetmiş, büyük bir hassasiyet göstermiş Naşid için bir jübile yapılması ne resmi ve ne hususi hiç bir itiraz ile karşılamamıştır. Ye günün birinde İstanbul belediyesinin bu jübileyi himayesi altına alacağı okun muştu. Hatta jübile proğramının bazı esasları da kulaktan kulağa ulaşmıştır. Şöyle ki:

1-  Jübilenin büyük merasimi şehir tiyatrosunda yapılacak.

2- Merasime şehir namına Muhiddin Üstündağ reislik edecek;

3- Şehir tiyatrosu artistleri ve diğer sahne müesseselerimizin artistleri Naşid gecesinin sanat nümayişlerine iştirak edeceklerdir.

4- Gazeteler o gün Naşid’in sanat hayatından bahsedecekler.

5- Radyo Naşid’in hayatı ve sanatı etrafında neşriyat yapacak,

6- Halk artistimize şehir namına madalya verilecek.

İlâh…

Naşid çok mütevazı bir adamdır. Gürültüden daima çekinir. O günler de öyle mahcup, öyle utangaç bir hal almıştı ki. Adı etrafında dönen şayialardan, sanat etrafında toplanan umumi alakadan ne duyduğunu bütün ısrarlarıma rağmen kendisinden öğrenememiştim. Fakat hiç şüphesiz çok sevmişti. Hangi artist beğenilmekten, hatırlanmaktan haz etmez.

Sonra günün birinde jübilenin yapılacağı tarihin tespit edildiğini de duymuştuk:

Nisanın son haftasında bir pazartesi gecesi.

Şehir tiyatrosunun tatil mevsimine girdi ki bir zamana tesadüf eden bu gecenin üstünden bir seneye yakın bir zaman geçmiş bulunuyor. Hani jübile?

Hani vaatler?

Hani gazetelerin neşriyatı? Kültür müesseselerinizin alakası?

Radyoda Naşid için bir konferans verildiğini duydunuz mu?

Hepsi unutuldu.

***

Celâl Bayar hükümet programında güzel sanat ve fikir âlemi etrafındaki düşüncelerini bildirdikten sonra, kültür bakanlığından sahne artistlerimize cemiyette verilecek şerefli mevki üzerinde bazı şeyler çıtlattı.

Faraza bunlara kıymetlerine göre, devlet artisti büyük artist, halk artisti ve saire gibi muhtelif unvanlar verileceğinden bahsedildi.

Bu güzel fikrin bir an evvel tatbik mevkiine konulmasını temenni ederken şunu hatırlatmak isteriz:

Türk sahnesinde az büyük artist yoktur. Fakat halktan böyle bir unvan almış tek artist vardır.

Naşid.

Halkın artistine, Türk sahnesinin büyük dürüst artistine, İstanbul’un ve memleketin her sınıf halkına sahneyi sevdirmiş ve tiyatro manasını öğretmiş olan bir artiste yaptığımız vaadi tutmalıyız.

Nizameddin Nazif

Paylaş

CEVAP VER