TAKSİM MEYDANININ DİLİ OLSA (1944)

0
767

Çocukluğumda, rahmetli babam beni beş, on kere Beyoğlu’na çıkarmıştı. Fakat tünelle yapılan bu çıkışlar her defasında en fazla Galatasaray’a dayanıp kalmıştı.

Daha sonraları, kendi başıma dolaşacak ve Galatasaray’dan ötelere uzanacak yaşa gelince, Beyoğlu’nun tünelle Galatasaray arasından ibaret olmadığını anlamıştım. İlk defa Galatasaray’dan Taksime uzandığım zaman kendimde yeni bir dünya keşfetmiş bir KristofKolomb hali ve sevinci duymuştum.

Gerçekten de Beyoğlu’na çıkıp Taksim’e uzanmamak, çorbayı içip eti ve sebzeyi yedikten sonra böreği ve tatlıyı beklemeden sofradan ayrılmaya benzer; hele bugünkü haline gelen Taksime…

Taksim, gariptir, birinci dünya harbine yakın senelerde şehreminlerinden birinin oraya umumi bir hela yaptırtması ile ve ağaçlıklı bir yolun altına bankolar yerleştirtmesi ile önem kazanmaya başladı. Etraftaki bir, iki sabahçı kahvesi de bu önemin artmasına yardım ediyordu. O sabahçı kahveleri ve o bankolar, Beyoğlu’nun sefahet köşelerinde gecikmiş, vapurunu kaçırmış ve parasının mevcudunu sıfıra yaklaştırmış nice kimselere otel vazifesi görmüştür kim bilir?

Dediğim zamandan önceleri Taksim, Şişli ile Beyoğlu arasında ancak bir geçitti, sonraları bir uğrak oldu.

Orası, yavaş yavaş bir merkez olmak yolunu mütarekede tuttu. Bir tarafında kâh bar, kâh boks salonu olan Şantekler adlı bir salaşın kurulması, öte tarafında Sporting Palas denilen patinaj yerinin açılması, Şanteklerde Kemal Bekofun tertip ettiği boks maçlarında Fenerbahçeli boksör Nuri ile Galatasaraylı merhum boksör Küçük Kemal’in yeni yeni parlaması. Sporting Palas’ta “Türkiye idman mecmuası” tarafından Galatasaray ile İngilizler arasında patenli hokey maçları ve zamanın en iyi amatör güreşçileri arasında müsabakalar tertip edilmesi, şimdiki apartmanların henüz yükselmemiş bulunduğu Talimhane meydanında Altınordu ile Peranın kıran kırana futbol maçları yapmaları ve bu maçlarda meşhur futbolcu merhum Bekir’in yer alması, bir müddet sonra Borg adında şişman bir Rum’un Taksim kışlasının içini bir futbol meydanı haline getirmesi ve burada Fenerbahçe’nin İstanbul’daki çeşit çeşit İngiliz birlikleri ile maçlar yapması, daha sonraları kışla içinin başkaları tarafından tribünleri ve turnikeleri ile İstanbul’un hemen hemen biricik stadı haline getirilmesi, buradaki maçları Ali Naci’nin Akşam gazetesinde hararetli yazılarla reklâm etmesi, bir aralık da İstanbul’a akın eden beyaz Rusların Talimhane meydanını umumi bir kumar ve eğlence yeri yapması, Taksim’i artık geçit ve uğrak olduğu devirlerden adamakıllı uzaklaştırdı; taksilerin bekleştiği, randevuların verildiği, sporcuların buluştuğu, kumarbazların ve eğlence meraklılarının koşuştuğu bir durak yaptı.

Taksimin hayatı, tıpkı, çocukluğu haşarılık ve gençliği serserilikle geçip de sonradan ciddileşen ve adam olan bir insanın hayatına benzer. Taksimin şehre lâyık bir meydan ve büyük merkez haline gelmenin yolunu tutuşu, oraya Cumhuriyet abidesinin dikilmesi ile başlar.

Talimhanenin kurulan apartmanlarla koca bir mahalle oluvermesi, belediye bahçesinin güzel bir şekilde düzenlenerek bir köşesine bir şehir gazinosu kurulması, nihayet Taksim kışlasının ve başka binaların yıkılması, meydanın genişletilmesi ve İnönü gezisinin kurulması ile Taksim ve Taksim meydanı Sıraservilerden belediye gazinosuna ve Mete caddesinden Talimhaneye uzanan, şehrin gerçekten güzel, büyük ve binbir hatırası bulunan bir merkezi oldu.

İstanbul’un hemen hiç bir şosesi, yirmi beş, otuz sene içinde Taksim’in uğradığı istihaleyi görmemiştir ve Beyoğlu’na çıkıp da orayı boylamamış olan yok gibidir.

Taksim şimdi her zamandan ziyade, bayram günlerinde ve büyük törenlerde olduğu kadar bayağı günlerde de, bir buluşma ve toplanma, ondan sonra muhtelif semtlere, eğlence yerlerine, sinemalara, spor meydan ve salonlarına, şuraya ve buraya “taksim” olma merkezidir.

Benim çizdiğim tarihçe, Taksim meydanının dili olsa anlatacakları yanında, ancak sönük bir hikâyeden ibaret kalır.

Paylaş

CEVAP VER