FAHİŞELER TARİHİ: BİR OSMANLI PROBLEMİ

0
1129
Scanned by Scan2Net

Osmanlı İmparatorluğu; bütün tarihi boyunca İstanbul’da fuhşun men’i için şiddetli tedbirler almıştır. Sık sık şehirde tarama yapılır, yakalanan fahişeler cezalandırılır ve çok kere evleri de yakılırdı.

Yazan: HAKKİ ARAYAN

İstanbul’da bütün Osmanlı tarihi boyunca fuhşun men’i için tedbirler alınmıştır. Müslüman Türk kadının iffetini ve şerefini korumak için bazen bu tedbirlerin çok şiddetli olduğu görülmüştür.

Mahallelerde uygunsuz kadınların bulunmaması için devletçe ve halkça daima uyanıklık gösterilmiştir. Mahalle imam ve müezzinleri halk ile el ele vererek daima “Zabıta-i Ahlâkiye” vazifesini yapmışlardır. Meşhud suç halinde yakalanan kadınların evleri satılır, kendileri hapis veyahut sürgün edilirlerdi. Uygunsuz kadınların evlerinin yakıldığı da az değildir. Fuhşun önlenmesi için uygunsuz kadınların evlendikten sonra bile İstanbul’da oturmalarına ve kalmalarına müsaade edilmezdi. Türkler fuhuş yasağını din, milliyet ve tabiiyet ayırt etmeksizin İstanbul’da oturanların hepsine tatbik etmişlerdir.

İngiliz Elçilik Heyetinin Galata suru içinde sefaret binası vardı, daima burada otururlardı. Bir aralık Tophanedeki Arab Ahmet Paşanın yalısına taşınmışlardı. Buraya fahişelerin, uygunsuz kadınların girip çıktığını tesbit eden Tophane halkı Galata Kadısına müracaat ederek:

— İngilizler Elçilik binasında icrayı fuhuş ediyorlar. Ya bunları sur içindeki binalarına kaldırtırsınız veyahut da biz bütün mahalleyi ateşe vererek cayır cayır yakarız!.. Dediler. Başbakanlık arşivinde bulunan bir Mühimme defterindeki Galata Kadısına yazılan bir hükümden öğrendiğimize göre; Osmanlı hükümetinin İngiltere hükümetiyle ileri ve çok samimî münasebeti bulunduğu halde padişah halkın arzusuna uyarak İngiliz Elçiliğinin derhal Galata suru içindeki binasına taşınmasını emretmiştir.

Hükümet kadın iffet ve namusunun muhafazası için Müslüman kadınların erkeklerle beraber peremelere binmelerini, açık, saçık gezmelerini, uzak mesilere gitmelerini, Eyübde kaymakçı dükkânlarına girmelerini, dükkânlarda çamaşırhane açmalarını yasak etmişti.

Kapalı Çarşının Tavuk Pazarı tarafındaki Esir Ham yapılmadan evvel esirler ve bu arada güzel cariyeler çarşıda satılırdı. Esirciler çarşı kaldırımları üstünde cariye sergileri açıyorlardı. Sokaklara taşan ve dökülen cariyeler levendlerle, hovardalarla temas ediyorlar, onlarla birleşmek imkânını buluyorlardı. Çarşı halkı bu şekildeki fuhşun önlenmesi için bir esir hanı, esir pazarı yapılmasını istediler.

Bazı esircilerin ve esir dellâllarının satılmak üzere kendilerine teslim edilen cariyeleri şuna buna – menfaat mukabilinde – peşkeş çektikleri, başka yerlerde gecelemelerini sağladıkları, bu suretle onların kadınlıklarını istismar ettikleri anlaşıldığından esir pazarındaki dellâllar ve esirciler hakkında inzibatı tedbir alınmasına lüzum görülmüştür.

Esir pazarı emini her gece esir hanının kapılarını büyük çifte kilitlerle kilitler, cariyelerin geceleri dışarı çıkmalarına, şununla bununla buluşmalarına imkân vermezdi.

Başbakanlık arşivinde bulunan 2 Rebi-ül- evvel 973 tarihli Galata Kadısına yazılan bir hükümden öğrendiğimize göre, Tophanede Cihangir mahallesinde başka başka evlerde oturan bir Yeniçerinin karısı olan Arab Fatı ile Narin, Gıretli Nefise ve Atlu Ases şöhretini taşıyan Kamer, Balatlı ayni adlı uygunsuz kadınlar namahremlerle yakalanmışlardı. Arab Fatı yakalanırken imama, şeriate ve Kadıya da sövmüştü. Kadının kararıyla bu fahişelerin evleri derhal satılmış ve kendileri de sürgüne gönderilmişlerdir. Arab Fatıya da iman tazelettirilerek kocası seferden dönünceye kadar zindana atılmasına karar verilmiştir.

4 Safer 975 tarihli başka bir hükümden de öğrendiğimize göre, bütün İstanbul’da fuhuşla mücadele için çok şiddetli tedbirler alınmıştır. Fahişeleri gizleyenler ve yerlerini bildikleri kaide haber vermeyenler için ağır cezalar konmuştur. Bütün imamlar, müezzinler ve halk seferber edilmişler, İstanbul’da geniş ölçüde bir tarama ameliyesi yapılmış, bütün fahişeler yakalanarak zindanlara atılmışlardır.

Bazı zamparalar hapsedilen dostlarını kurtarmak, için bunlarla evlenmişlerdir. 5 Recep 975 tarihli bir hükme göre evlenen fahişelerin İstanbul’dan başka bir yere gitmek üzere serbest bırakılmalarına müsaade edilmiştir. Bu suretle İstanbul’dan uzaklaşanların İstanbul’a döndükleri öğrenilirse derhal yakalanarak tekrar hapse atılmaları emrolunmuştur. Kanunî Sultan Süleyman’la oğlu Üçüncü Selim fuhuşla bilhassa mücadele bitmişlerdir. İki gün evvel Başbakanlık arşivinde yeni tasnif edilen ve henüz numaralanmayan vesikalar arasında bir fuhuşla mücadele dosyası çıkmıştır. Bu dosyadan imam ve muhtarlara yazılan bir ihtarname ile bir zamparaya dostu tarafından yazılan bir mektubu; devrinin yazı diline de bir örnek vermiş olmak için aşağıya alıyoruz.

İmrehur mahallesi imamlarına yazılan ve 1228 tarihi taşıyan mühründe “Bende-i- Mennan Abdühû Osman” kazılmış bulunan ihtarname şudur:

Narlı Kapı civarında İmrehur cami-i şerifi mahallesinin imamları ve muhtarları!… Malûmunuz olsun ki mezkûr cami-i şerifin aşağı tarafında Evkaftan kâtip Kücçük Hafızın menzilinin karibinde kerhaneci Ayşe hanım ve nikâhsız kocası olan Pazar Gülü koltukçu kerhaneci Mehmet aga naman kerhaneciler bundan sonra eğer bir hafta mahallenizde sakin olurlar ise Allah hakkiçün ve Resûl-ü-âzam hakkiçün vallah-il-azîm evlerinize ateş koyup yakarız. Haberiniz olsun, bilesiniz, bilmedik demeyesiniz. Anlar mahallenizden gitmedikçe evlerinizin ve mahallelerinizin selâmeti yoktur!… Hilesiniz. Bir gün zımparalarla fahişeler ol kerhaneye girerken biz gözlerimizle gördük. Pazartesi günü de üç adet zanpara ve anların arkasından yine ol civardan üç adet. Ermeni karısı ol kerhanecilerin evlerine girdiler. Gördük, daha türlü türlü ne adamlar girip çıkıyorlar. Sultanım Hazretleri!..

Zanparaya yazılan mektup da şudur:

Ma’ruz-i Çakirileridir ki:

Benim biraderim Hüseyin Efendi hazretleri! Hatır-ı Devletlerinize bir şey gelmesin. Bundan akdem beş altı defa sizleri aradım, bulamadım. Sizlere ifadem var idi. İfadem budur ki, iki delikli bir fahişe için ve bir kerhane sürtüğü için lisana gelmişsin. Konu komşu arasında, sizi rezil ve bir akçalık edecekler. Andan katan nazar saye-i devletlerinde yerinip teayyüş eylediğin efendi ile huzurlarında, dahi, bir akçalık olup belki sizlere mani-i rızk olacayı derkar olup gidip ve geldiğin yerleri ve ülfet, eylediğin yerleri siz kendiniz bilirsiniz. Tefekkür buyurup hazer ve itiraz üzere hareketle muamele buyurursunuz efendim Sultanım.

Paylaş

CEVAP VER