ZEKİ MÜREN’İN BATIL İNANÇLARI

0
239

Bir ev dolusu mavi göz boncuğu, başucunda dua yeşili Kur’an, madalyonunda Ayet-ül Kürsi, parmağında bir çift yüzük, Telli Baba’dan gelin teli.

Zeki Müren, her yeni güne sağ tarafından kalkarak sağ adımını atarak başlıyor. Sağın uğuruna inanmış.

(Foto Magazin, 1965)

Bir dizi nota, ağlamaklı bir tiyatro maskı, bembeyaz bir perde, ebemkuşağından renkli bir örtü, 4 satır şiir ve bir sıra göz boncuğu.

Zeki Müren’in dünyasını bu 6 kalem eşya süslüyor, Zeki Müren yaşama sevincini bunlarda buluyor.

Şarkıcı Zeki Müren, şarkılarla hayatı seviyor:

“Zehretme hayatı bana cananım”

Tiyatro aktörü Zeki Müren, “Aşk ve Sempati” piyesinde “bir bardak çay, biraz sempati” ile hayata bağlanıyor.

Desinatör Zeki Müren, dünyasının renklerini kumaşlara döküyor.

Film yıldızı Zeki Müren,”Hayat Bazan Tatlıdır” filminde, hayatın tadını çıkarmağa çalışıyor.

Şair Zeki Müren, kalbini dolduran aşkı bir midye kabuğuna sığdırmağa çalışıyor:

“Midye kabuğunda aşk olsam”

…Ve, evine her girişte, bir “göz boncuğu” ile göz göze geliyor…

Evinin dört bir yanı, ona en iyi gözlerle bakan mavi boncuklarla dolu… Mavi boncukların uğurum, onu nazardan koruyacağına yürekten inanıyor.

Zeki Müren, “nazar”dan korkuyor, “nazar değmemesi” için göz boncuklarına güveniyor.

Alaturka konserlere giyimiyle, hareketiyle renk katan, kendi ifadesi ile “Şarkıları penguenlerin dilinden kurtaran” -Smokin giymiş şarkıcıları biraz penguenlere benzetiyor- Zeki Müren’in ikinci, yani inanç, itikad dünyası da renkli.

Batıl itikatları var. Mesela, evinin her köşesini uğur böcekleri gibi süsleyen mavi boncuklar.

Boynuna da bir inanç zinciri bağlamış. Üzerinden bir saniye bile eksik etmediği madalyonunun içinde, duaların en imanlısı, “Ayet-ül Küsü” yazılı.

Parmağında bir çift yüzük var. Konya’nın en aydınlık kapısı, Mevlana’dan getirmiş bu yüzükleri. Yüreğine mutluluk ışıkları tutuyormuş. Şimdilik, bu yüzüklerden ikisi de Zeki’nin. Ama ileride, seveceği bir insanla yalnız saadetini değil, bu bir çift yüzüğü de de paylaşacakmış. Yüzüklerin sırrı, uğuru buymuş.

Zeki Müren hayatını ikiye bölmüş… Daha doğrusu iki Zeki Müren var.

Biri, şarkılar dünyasının Zeki Müren’i… Başkalarının aşklarına, zevklerine, isteklerine, ortak olan insan.

İkincisi de, kendi dünyasının Zeki Müren’i, Aşkını, zevkini, isteklerini kimseye ortak etmeyen insan.

Sabahleyin, pembe lake yatak odasında ikinci Zeki Müren uyanıyor.

Başucunda buz yeşili, murad, yeşili bir Kuran-ı Kerim asılı.

Yeni bir gün, Kuran-ı Kerim’in satırlarından Zeki Müren’in diline geçen bir dua ile başlıyor.

Kırmızıya çalan pembe yorganını itiyor. Sağ tarafına dönüyor… Önce sağ ayağını, kadife terliğe uzatıyor.

Yeni bir 24 saate sağ adımı atıyor. Sağdan kalkmanın, her yeni işe sağdan başlamanın uğuruna inanmış. Sağ, işini rast getiren bir yönmüş.

Meselâ, bir 31 Aralık günü sağ tarafından kalkmış. Dualarını Allah’la bitirmiş. Telefonun zili çalmış. Açmış. Karşıdaki, -”Burası Radyoevi” demiş. “Bu gece, radyoda şarkılar okuyacaksınız…

Sevinmiş. Telefonu sol elinden sağ eline aktarmış, kapatmış.

Oysa Radyoevine başvuralı nerdeyse yıl olacakmış. “Sıran gelmedi” diyorlarmış her hafta. O gün, o, sağ tarafından kalktığı saatte, radyoya bir şarkıcı, Perihan Sözeri telefon etmiş:

– ”Bu gece hastayım, gelemeyeceğim.” demiş.

… Ve Radyodaki yöneticilerin akıma birden Zeki Müren gelmiş.

Şimdi nasıl inanmasın Zeki, sağ ayağının uğuruna…

Belki de bu yüzden, solunda atan yüreğini, saadetle doldurmaktan korkuyor. Saadet ararken yüreğinin kapısını uğursuzluk, çalmasın, diye…

Ama gününün bir saatini, saadetine zar atmağa, iskambil falı açmağa ayırıyor. “Kahve falı” baktırıyor.

Fincanda, telveler karamsarlık yazdı mı, üzülüyor. Telveler, feraha çıktı mı, seviniyor.

Zar düşeş geldi mi, dünyalar onun oldu mu?

Ancak, bugüne kadar, iskambil falında kız ile oğlan yan yana gelmemiş… Kendini zorlamıyor. “Elbet Bir gün yan yana düşerler” diyor. Düştükleri, gün evlenecekmiş. Buna da inanıyor,

Zeki Müren bir şarkının uğursuzluğuna inanıyor. O şarkı ile neymiş fakat kavuşamamış.

Şarkı Şu:

Seni sevda çiçeğim tac-ü zerim.

Bilemezsin ne kadar çok severim.

Onu her gün sorar, tazelerim.

Bilemezsin seni ne kadar çok severim.

Bursa’da gözleri Bursa yeşili bir kıza âşık olmuş. Evleri karşı karşıya imiş… Sonra, kader onları ayırmış, kız evlenmiş. Bir gün, şarkı söylediği gazinoya gelmiş kız ile eşi. Zeki, o şarkıyı söylemiş. Uğursuzluğunu bile bile okumuş… Hala okuyor.

Zeki Müren, bazan eski bir mezar taşının önünde avuçlarını Tanrı’ya açıyor. Derdi, dileği oldu mu, evliyalara, Dedelere, babalara mumlar adıyor. Geçen gün Telli Baba’ya uğramış. Kimsenin duyamayacağı dualar okumuş… Bir demet “gelin teli” almış türbeden… Dileği, bu gelin telinde gizli… Belki de, telli duvaklı bir saadetin, ilk parçası olacak bu. Zeki Müren evlenecek…

Ama şimdilik, bu gelin teli, bir dizi notanın, ağlamaklı bir, tiyatro maskının, 4 satır şiir ve bir sıra göz boncuğunun yanında Zeki Müren’i hayata bağlıyor.

 

Paylaş

CEVAP VER