BOĞAZİÇİ YALILARI 13: KURUÇEŞMEDE ENVER PAŞA YALISI

0
2533
Scanned by Scan2Net

Yazan: Haluk ŞEHSUVAROĞLU

Birinci sayımızda başlamış olan bu yazı serisinde sırasıyla, Boğaziçi yalılarının umumi durumundan, Kıbrıslı Mehmet Paşa, Edib Efendi, Hekimbaşı, Mustafa Fazıl Paşa, Ali Paşa, Hıdiv İsmail^ Paşa yalılarından ve Tarabyadaki eski İngiliz Sefaretinden bahsetmiştik. Bugünkü yazımızda Enver Paşa Yalısını tanıtıyoruz.

ASRIN başlarında sultanların oturduğu Kuruçeş- medeki yalı, daha evvelleri «Şah Sultan Yalıları» diye anılırdı. Burada, biri büyük, diğeri küçük, iki bina vardı, 1802 senesinde Şah Sultan Yalıları, 200 kese akçe ile Musevi bir sarrafa satılmıştı. Sonraları yalı, tekrar Hazinei Hassaca alınmış ve sultanların ikametlerine tahsis olunmuştu.

Şah Sultan Yalılarından, İstanbul tarafında bulunan büyük yalı, bir müddet Hamdi Paşanın tasarrufunda kalmış ve Paşanın ölümünden sonra, II. Abdülhamit tarafından, Etem Paşaya ihsan olunmuştu. Etem Paşa bu yalıda, bilhassa zengin kütüphanesinde, verimli yıllar geçirmiş, âlim oğullar yetiştirmiştir. Paşa, dahiliye nazırı bulunduğu sırada, İstanbula gelen Avusturya – Macaristan Veliahdı Arşidük Rudolf, 19 nisan 1884 cumartesi günü, Üsküdar tarafına yaptığı bir gezinti dönüşünde, Kuruçeşmeye, Etem Paşa Yalısına gelerek. Paşaya bir kart bırakmıştı.

Scanned by Scan2Net
Scanned by Scan2Net

Etem Paşanın ölümünden sonra yalıyı, Şûrai Devlet Reisi Sait Paşanın oğlu Şerif Paşa satın almıştı. Boğaziçinin bu eski ve güzel yalısına, Şerif Paşa büyük bir tamir koydurmuş ve bu esnada, yalının üslûbu da bozulmuştur. Bu tamirler sırasında, deniz üstündeki cepheye balkonlar ilâve edilmişti. Şerif Paşa henüz yalıya yerleşmeden, II. Abdülhamidîn iradesiyle, bina. Padişahın hemşirelerinden Mediha Sultanın ikametine tahsis edilmiştir. Fatma Sultanın ölümünden sonra, Mediha Sultan, Baltalimanı Sahilhisarına geçince, yalı tekrar boş kalmış ve Meşrutiyetin ilânında, bir müddet yalıda. Meclisi Mebusan Reisi Ahmet Rıza Bey, kiracı olarak oturmuştur. Yalı bu sırada, Enver Paşa ile evlenmesi münasebetiyle, Naciye Sultana verilmiştir. Enver Paşa binanın arkasına bazı yeni daireler yaptırmış, yalının dağ tarafındaki bahçeleri, koruları tanzim ettirmiş ve tepeye bir de köşk inşa ettirmiştir. Bu yalı, Hazinei Hassa tarafından verilen ananevi cihazlarla döşenmiş Boğaziçinin son sultan yalılarından biri idi. Sultan Reşadın başkâtibi Halit Ziya Uşaklıgil, hâtıralarında, bir gün sultanın vezirinin kendisine gelip, Sultan tarafından hazırlanmış bir cihaz defteri getirdiğini söyliyerek: “Bu defterde neler yoktu, neler,” dedikten sonra, şunları sıralamaktadır: İnci ile işlenmiş gelin yorganından yataklığın üzerinde som sırma kaplı obadan tutun da, mücevher gümüş takımları…”

Enver Paşa, yalının üst katında ve İstanbul tarafındaki büyük salonu kütüphane olarak hazırlamıştı. Burada misafirleri kabul eder ve zengin bir kitaplık içinde, günün siyasi, askeri meselelerini münakaşa ederdi. Birinci Dünya Harbinde, bu kütüphaneye kabul edilen

en mühim sima, Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal Paşa olmuştu. Büyük Harbin bizim aleyhimizde kötü bir neticeye doğru gitmekte olduğunu gören Mustafa Kemal Paşa, İkinci Ordu Kumandanına vekâlet ettiği sırada, diğer ordu kumandanlarına bir şifre ile müracaat ederek, hükümeti devirmek ve İtilâf Devletleri ile münferit bir sulh yaparak devleti kurtarmak teşebbüsünde bulunmuş ve bu hareketten haberdar olan Başkumandan Vekili, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmeye, Bahriye Erkânı Harb Reisi Albay Rauf Beyi (Orbay) memur etmiş, sonra da Anafartalar Kahramanını Kuruçeşme Yalısına davet ederek, kütüphane salonunda kendisiyle uzun bir mülâkat yapmıştı. Enver Paşanın biraderi Kâmil Bey, bu gizli mülâkattan bahsederken: “Biraderim konuşmanın mahrem kalması için, kapıya, Sultan Efendinin nezaret etmesini ve içeriye habersiz kimsenin bırakılmamasını rica etmişti.” demektedir.

Mütarekenin imzalanmasından sonra, başta Enver Paşa olmak üzere, İttihat ve Terakki ileri gelenieri, bu yalının rıhtımından, kendilerini memleketten kaçıracak gemiye geçmişlerdi. Bu tarihî yalı, Kuruçeşmedeki büyük kömür depolan yapılırken, yıktırılmış ve buradaki hâtıralar böylece dağılıp gitmiştir.

Gelecek hafta: BEYLERBEYİNDE NASİP PAŞA YALISI

Paylaş

CEVAP VER