BOĞAZİÇİ YALILARI -7: KANLICADA KEÇECİZADE FUAT PAŞA YALISI

0
770
Scanned by Scan2Net

Yazan: Haluk ŞEHSUVAROĞLI / Ftoğraflar: Tamer GÜVENÇ

Birinci tayımızda başlamış olan bu yazı terimizde, sırasıyla Boğaziçi yalılarının umumi durumu, Kıbrıslı Mehmet Paşa, Edib Efendi, Hekimbaşı ve Mustafa Fâzıl Paşa yalılarını vermiştik. Bugünkü yazımızda halen mevcut olmayan Keçecizade Fuat Paşa Yalısını veriyoruz.

YÜZYILIN mümtaz devlet

XIX Yüzyılın mümtaz adamlarından, Keçecizade Fuat Paşanın Kanlıcadaki yalısı, geniş korusu, çiçek serleri, bahçeleri, köşkleri, havuz ve selsebilleri ile devrinin en güzel malikânelerinden birisiydi.

O tarihlerde Kanlıcadaki Fuat Paşa Korusu ile Yeniköydeki Şehzade Abdülhamit Efendi parkları meşhurdu. Halk, haftanın muayyen günlerinde kendilerine açılan Boğaziçinin bu eşsiz bahçelerinde gezerdi.

Fuat Paşa, ileri fikirli, batı tarzında yaşamayı sever, Tanzimatın hakikaten çelebi, nazik ve kültürlü paşalarındandı. Siyasi görüşmelere, mühim kararlara sahne olan Kanlıcadaki yalısında, zaman zaman da partiler tertip eder, Türk ve ecnebi ileri gelenlerini meşhur korusunda ve yalısında ağırlardı.

Bu devirden zamanımıza kadar gelen söylentilere göre, Kanlıca partileri pek güzel olur, yabancılar bu davetleri Avrupadaki benzerlerinden ayıramazlardı. Fuat Paşa davetlerde kıyafet mecburiyeti, iyi yetiştirilmiş, terbiyeli teşrifatçıları, misafirleri hakikaten kibar bir şekilde karşılarlardı.

Bu tarihlerde henüz küçük bir memur olan Sait Paşanın, bazı dostlarıyla Kanlıca yalısındaki böyle bir partiye gittiği, fakat kıyafeti münasip olmadığından, teşrifatçılar tarafından geriye çevrildiği nakledilir.

Bir yabancı, ziyaret ettiği Fuat Paşa yalısını şöyle anlatıyor: “Fuat Paşanın Kanlıcadaki yalısına ayak basan, kimin, karşısına çıkacağını derhal anlar, zira yalının görünüşü bile büyüklük izhar eder. Âli Paşanın konağı büyük bir konaktır, fakat Fuat Paşanın yalısına, muhteşem tâbirinden başka bir şey bulunamaz. Boğaziçinin dağları üstünde kurulmuş olan bu yalı, ta arkadaki tepelere kadar uzayan büyük koruluklarla çevrilidir. Koruluğun üst tarafına çıkıldığı zaman, gözler Rumeli, Anadolu kıyılarını tamamiyle kavrar. Yalının etrafındaki mükellef bahçeler herkese açıktır. Bildik ve yabancı kim isterse, bahçede tenezzüh eder, kim isterse, korulukların altına girerek Boğazın güzelliklerini seyredebilir.

Fransız seyyahı, yalıya bîr sabah saatinde gitmişti. Kendisini Fuat Paşanın dairesi altında bulunan bekleme salonuna aldılar. Salonda, Paşayı ziyarete gelen birçok Avrupalı iş adamı bulunuyordu. Hepsinin koltukları altında plânlar, projeler vardı. Hepsi şimendifer gibi, kanal gibi, sağlam banka teklifleriyle Paşayı görmeye gelmişlerdi. Hepsi de onu ikna ederek, bir iki milyon alabilmek hülyasındaydılar.

Fransız seyyahı, bu ziyaretçileri tetkik ederken, üst kattan gelen bir piyano sesi salonu doldurdu. Beklemekten yorulan ziyaretçi, orada rasladığı İzmirli bir Rum dostuyla beraber, kayıkla Boğaziçi gezintisine çıktı. Rum dostu ona demişti ki; “Hele şöyle kayıkla bir gezinti yapalım, kârlı çıkarız. Emin olunuz, İstanbul’da yegâne harika, şu Boğaziçi’dir. İnsan Boğazın sularında ne kadar gezerse, o kadar istifade eder. Bir iki saat sonra döneriz, Paşanın yalıdan çıkıp gittiğini öğreniriz ve üzüntüden kurtuluruz. İsterseniz yarın gene Kanlıcaya gelebilirsiniz, bu defa bahçeleri, koruları gezersiniz, fakat Paşayı yalıda görmeyi aklınızdan çıkarmalısınız. Babıâliye giderek odacılara, Nâzırın dilsizlerine, birkaç mecidiye dağıtırsanız, emelinize nail olursunuz”

yali_kapak

Hakikaten Fransız seyyahı Paşayı ertesi gün dairesinde görebilmiş ve orada Paşa ile bîr mülakat yapmıştı. Fuat Paşanın Kanlıcadaki korusunda yaptırdığı güzel köşk. Haydar Beyin yazdığı bir manzumede şu suretle tasvir ediliyor:

Sahibi hüsnü tabiat bir Veziri binazir

Mevkiinde yaptı bir neytarzı kasrı dilpezir

Meslini çeşmi cihan gürmüş değil dersem seza

Böyle bir çayı dilirada tabiî bir bina

Altı bir nadide kaskat üstü dilber bir şala

Balkonundan seyrolan derya gümüşten bir vale

Bir ağaçlık sayesi var kim yanına binazir

Altına vurmuş tabiat çimden rânâ hasır

Fuat Paşa bu manzumeyi dinledikten sonra, şairin kör olan amcası Mahmut Paşa ve sağırlığiyle meşhur babası Ahmet Beyi telmih ederek (Amca paşa hazretleri görse, peder beyefendi duysa memnun olurlardı,) demiştir.

Devrin vükelâsı, Siyasileri tarafından ziyaret olunan Kanlıcı yalısına, bir defa da Sultan Aziz gelmiş ve orada akşam yemeğine de kalmıştı. Fuat Paşa ailesinin, içinde güzel günler geçirdiği bu yalıda, bir de acı hâdise olmuş. Paşanın oğlu Nâzım Bey, bir sabah vükelâ vapuruna binerken âniden ölmüştü. Bunun üzerine yalı bir müddet için terk edildi.

Yalıda bazı yabancı sefirlerle yapılmış mühim konuşmalardan başka bir de «Kanlıca Muahedesi» ismiyle anılan bir anlaşma imzalanmıştır. Kırım Harbi esnasında, Yunanlılar, genişlemek emeliyle, bazı çete hareketlerine girişmiş, devletin başına gaileler açmak yoluna düşmüşlerdi. Babıâli bu hareketten dolayı Yunanlılara harb açmıyarak, çeteleri tenkil cihetine gitti. Bu hareketlerden sonra Yunanlılarla olan münasebet düzeldi ve iki devlet arasında bir âdemi tecavüz ve emniyet anlaşmasının yapılması kararlaştırıldı.

Bu muahede, 1854 yılında, Hariciye Nazırı Fuat Paşanın yalısında imzalandı ve bu münasebetle adına «Kanlıca Muahedesi» denildi.

Fuat Paşanın ölümünden uzun bir müddet sonra, Kanlıcadaki yalı, Sait Paşa tarafından satın alınmak istendi. Fakat II. Abdülhamit, denizden Hidiv İsmail Paşaya kurbiyeti olan yalıyı satın almaktan vazgeçmesini, Sait Paşaya bildirdi.

Buna mukabil Beylerbeyinde II. Mahmudun kadınlarından, Tiryal Hanımdan kalmış bir yalı, Çamlıcaya kadar uzanan arazisiyle beraber kendisien temlik edilecekti. Sait Paşa burayı kabul etmedi.

Fuat Paşa Yalısı, bir kısım arazisiyle, Hidiv İsmail Paşa oğullarından Hüsnü Paşaya İhsan olundu. Hüsnü Paşanın ölümünden sonra, Fuat ve Hüsnü Paşa vereselerine hisse bedelleri verilerek alındı ve bu defa yalı bütün arazisiyle. Sultan Ha- mit tarafından Sait Paşaya temlik edildi.

Bu araziye bitişik Çavuşbaşı çiftliğinde, Göztepe suyunun bulunduğu yer için. Meşrutiyetten sonra Şehzade Yusuf İzzettin ile Sait Paşa arasında ihtilâf çıkmış ve mahkeme Sait Paşa lehine hüküm vermişti.

Fuat Paşa yalısı, bir ottan çıkan ateşle yanmış, yüksek duvarları, uzun müddet Kanlıca kıyılarında,’eski güzel günlerin elemli bir hâtırası olarak ayakta kalmıştı.

Bir Boğaziçi gezintisinde, kendisini görmek üzere duvarlara çıkan halkın bir kazaya uğramasından endişe eden Sultan Reşat, duvarların yıktırılmasını emretti.

Bu suretle Kanlıcadaki meşhur yalının son izleri de ortadan kaldırılmış oldu.

Gelecek hafta: RECAİ EFENDİ YALISI

Paylaş

CEVAP VER