BOĞAZİÇİ YALILARI: 3 – EDİP EFENDİ YALISI

0
3162
Scanned by Scan2Net

YALININ BUGÜNKİ DURUMU: Kandillideki meşhur Akıntıburnunun büyük bir kısmını kaplayan Edib Efendi Yalısı, hayli yaşlanmış olmasına rağmen, eski durumunu az çok muhafaza edebilmiştir.Birinci sayımızda umumi olarak Boğaziçi yalılarından; geçen hafta da Kıbrıslı Mehmet Paşa Yalısından bahsetmiştik. Bugün Kandillideki Edib Efendi Yalısını tanıtıyoruz.

Scanned by Scan2Net

Scanned by Scan2Net

Scanned by Scan2Net

Solda, yalının eski halini muhafaza eden salonlarından biri. Burası bugün gene salon olarak kullanılmaktadır. Sağda, tavan ve duvar süslemeleri görülen bir başka köşe.

Kandilli’de, Akıntı burnundaki Edib Efendi Yalısı, Boğaziçinin eski binalarından birisidir. Kayalar üzerine kurulan ve geniş bir sahayı kaplayan bu yalı, iç mimarisi itibariyle, XIX. asır başı Türk yapı karakterini muhafaza etmektedir.

Yalı, Vaniköy tarafında Selâmlık kısmı, Kandilli tarafında Harem kısmı olmak üzere, iki bölüktür. İki bölük de birbirine alt ve üst katlardan, uzun koridorlarla bağlanmıştır. Aynı zamanda Harem köşesinden Selâmlık köşesine kadar, oda ve salonlara, kapılarla birbirinin içinden geçilmektedir. Bütün kapılar açıldığı vakit, yalı bir başından diğer başına kadar görülebilir.

MİMARİ TARZI

Yalının karakteristik taraflarından biri de, Harem ve Selâmlık kısımlarında, birbirine mütenazır olan büyük taşlıkla, bunların üstündeki beyzî sofalardır.

Taşlıklar, eski Boğaziçi mimarisinin geniş, ferah ve serin manzarasını tamamen muhafaza etmektedir. İki tarafındaki pencerelerle bahçeden ışık almakta ve diğer taraftaki uzun koridoru aydınlatmaktadır.

Taşlıklarda, iki büyük ahşap sütunlu tek ve yayvan bir merdivenle bir sahanlığa, oradan da çift taraflı bir merdivenle üst kata çıkılmaktadır. Harem kısmının üst katındaki beyzî sofadan setli bahçeye çıkılan bir kapı vardır. Bahçe üzerindeki odalar da, çiçeklere ve yeşilliklere açılan bol pencereleriyle, eski karakterini muhafaza etmektedir.

Binanın asıl cümle kapısı, Selâmlık tarafındadır. Buradan Selâmlık taşlığına girilmekte ve Mabeyne açılan bir kapıdan Hareme geçilmektedir.

Selâmlık dairesinde, aşağıda beş oda, bodrum katında beş bölme ve üst katta dört oda, iki salon, bir büyük sofa vardır.

Selâmlıkta, tavanları yaldız nakışlı ve süslü salonlara daha fazla yer verilmiştir. Tavan nakışları arasına, 1887 tarihinde yapılan tamir sırasında, bazı tablolar da resmolunmuştur. Selâmlık salonlarının yerleri parkedir.

Harem tarafında, üst katta sekiz oda, bir salon, bir sofa, alt katta bir dehliz üzerine üç oda ve zemin katında da üç oda ile bir hol mevcuttur.

İLK SAHİBİ

Yalının hangi tarihte inşa edildiği bilinmemektedir. Tapu kayıtlarından, ilk sahibinin Muammer Paşa olduğu, ondan Kâni Paşaya geçtiği, Kani Paşadan da, Edib Efendinin torunu sayın Asaf Beyin verdiği malûmata göre, 1887 tarihinde, Edib Efendi tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.

Edib Efendi yalıyı aldıktan sonra, mimari karakteri bozulmaksızın, esaslı bir tamirden geçirtmiştir.

Edib Efendi, maliye mesleğinde yetişmiş, muhtelif defterdarlıklarda bulunmuş, devrinin muktedir ve kıymetli şahsiyetlerindendi. 1867 de Tuna defterdarı olmuş, beş sene sonra Maliye Müsteşarlığına getirilmişti. 1873 te Şûrayı Devlet âzası, daha sonra da Bulgaristan Tahkik Memuru nasbedilmişti. Defteri Hakani Nazırlığı, Divanı Muhasebat Reisliği hizmetlerinde bulundu. Mütaakıben 1879 da ilk defa Maliye Nazırlığına geldi. Rüsumat Eminliği ve tekrar Maliye Nazırlığı yaptı.

Vefatı 1888 tarihindedir. Sicilli Osmaniye göre, Edib Efendi; muhasipliği, afifliğj, nizam severliği, çalışkanlığı ile meşhurdu.

Aynı devirde Maliye Nazırlığı ve Rüsumet Emanetinde bulunan ve maliye mesleğinden yetişmiş olan Kâni Paşa ile Edib Efendinin dostlukları vardı. Belki bu meslektaşlık ve dostluk neticesinde, Edib Efendi, Kâni Paşa yalısını satın almıştı.

İyi yaşamasını bilen, çelebi ve zevk sahibi Edib Efendi, Akıntıburnundaki büyük yalıyı, eski devirlerimizin rahat, sade ve güzel eşyasiyle döşemiş, fakat ömrü vefa etmediğinden yalıda uzun zaman oturamamıştı.

Edib Efendi zamanında yalı, Japon ticaret heyetiyle yapılan bir müzakereye sahne olmuştu. Edib Efendinin idare ettiği bu müzakereler yalının Selâmlık dairesinde üst katta köşe salonda cereyan etmiş ve müzakerelerin hitamında bu salonun yanındaki sarı salonda heyete bir ziyafet de çekilmişti.

ESKİ SARAYIN YERİ

Kandilli Yalısının yerinde, eskiden Kandilli Sarayının bulunduğu hakkında bazı tahminler de ileri sürülmektedir. Bu sarayın yerini tarif eden tarihlerimizin, binanın kayalıklar üzerinde kurulduğunu zikretmeleriyle, bu tahmin kuvvet kazanmaktadır.

Muhtelif devirlerde tamir görüp imar edilen Kandilli Sarayı, I. Abdülhamit devrinde yıktırılmış ve yeri de tâlip olanlara satılmıştır.

Yalının biri Haremde, diğeri Selâmlık tarafında olmak üzere, kayaların kâse gibi oyulmasiyle vücuda getirilmiş iki sarnıcı vardı. Selâmlık sarnıcının önünde, 1179 senesinde Mehmet Paza ruhuna yapılmış bir çeşmenin kitabesi mevcuttur.

III. Selim zamanında tutulmuş bir bostancıbaşı defterinde ise, Akıntıburnu yalısı civarında bir yerde, Mehmet Paşa oğlunun bir sahilhanesi bulunduğu kayıtlıdır.

  1. Mahmut devrinin diğer bir bostancıbaşı defteri ise, bu mahalden, ”Şadilerin sakin olduğu Akıntıburnu” diye bahsetmektedir.

XIX. asrın başında, muhtemelen bir İtalyan sanatkârı tarafından yapılmış olan bir Boğaziçi panoramasında, Edib Efendi Yalısının yerinde, cümle kapısı cephede, ortada olan iki katlı, yayvan yalı görülmektedir.

Edib Efendinin vefatından sonra iki oğlu arasında taksim edilen yalının bugün sadece Harem kısmı verese elinde bulunmaktadır.

Edib Efendi Yalısı, Boğaziçinin, muhafaza edilmesi gereken, eski, güzel binalarından biridir.

GELECEK HAFTA: Hekimbaşı Yalısı

CEVAP VER