Gelin de Üzülmeyin: BARIŞ MANÇO’YU YİNE ELLERE KAPTIRDIK. 70’lerin Türkiye’sinden bir manzara.

0
1458

8 aydır Türkiye’de hasret gideren Barış Manço yine Avrupa Yollarına Düştü… Bizde “Müzik aletlerini ayıp bir şekilde kullandığı gerekçesi ile yeni eserleri ile ekrana gelemeyen Barış, Hollanda, Almanya ve İngiliz televizyonlarında konserler verecek, bir de longplay dolduracak…

Atasözleri bazen gerçekleri o kadar iyi yansıtır ki… Örneğin “Yemeyenin malını yerler” Bu kez TRT Denetim Kurulu’nun tutumu yüzünden, malımızı yemediler ama Barış Manço gibi bir sanatçımızı elimizden aldılar. Sekiz ay önce yurda dönen sanatçı yine Avrupa’nın yolunu tuttu. Barış Manço yurdumuzda tanındığı kadar, Avrupa’da da tanınır. Sanatçı, TRT TV’sinde Avrupa dönüşünden, geçtiğimiz günlerde tekrar gidişine kadar, birkaç parça ekrandan ya söyledi ya söylemedi. Kendi sanatçımıza sahip çıkamayan TRT onu Avrupa TV’lerine kaptırdı yine. Barış Manço ve arkadaşları çeşitli Avrupa TV’lerinde  ve kentlerinde konserler vermek ve plak yapmak için sekiz ay sonra tekrar Avrupa’nın yolunu tuttu.

SEKSİ MÜZİK ALETLERİ

Sanatçının apar topar Avrupa yollarına düşmesinde biraz olsun TRT Denetim Kurulu’nun parmağı var. Radyo ve TV’de plaklarının çalınmasını arzu eden sanatçının TRT Denetim Kurulu’na gönderdiği plaklara öyle ilginç gerekçeli yayınlanamaz raporları geldi ki sormayın.

Sizler hiç bir müzik aletinin ayıp bir şekilde kullanıldığını duydunuz mu? Ne kadar düşünürseniz düşünün, hatırlayamayacaksınız. Çünkü bizler de günlerdir, bir müzik aleti ayıp bir şekilde nasıl kullanılır diye arpacı kumruları gibi düşünüp duruyoruz… Neyse, lafı fazla eğip bükmeyelim de, “Müzik aletlerinin ayıp bir şekilde kullanılmasının neden aklımıza takıldığını anlatalım.

Hatırlayacağınız gibi uzun süredir yurt dışında çalışan Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi geçtiğimiz yılın Mayıs ayında yurda dönmüştü. Sanatçı arkadaşları ile ilk iş olarak, daha önceden hazırladığı ve yediden yetmişe dilimizden düşmeyen “Lambaya Püf De” adlı şarkisini olarak plağa aktarmıştı. Bu plak da oldukça ilgi gördü. Barış Manço bu enstrümantal eseri tuttu TRT Denetim Kurulu’na gönderdi. Halkın beğendiği bu parça niçin radyo ve TV’de çalınmasındı?

Aradan uzun süre geçti, Denetim Kurulu’ndan ses seda çıkmadı. Tam ümidini kestiği bir sırada beklenen yazı çıkageldi. Gelmesine geldi de, Barış Manço yazılanları okuduktan sonra az daha bayılacaktı. Denetim kurulu “Lambaya Püf De” adlı parçanın radyo ve TV’de yayınlanmasını sakıncalı bulmuştu. Ama Barış’ı şaşırtan o değildi. Yayınlanmama nedeni şimdiye kadar hiç bir müzik parçasına yakıştırılamayacak kadar ilginçti. Gerekçede aynen şöyle yazıyordu:

Eser “Lambaya Püf De” “… Yayınlanamaz… Gerekçe: Enstrümanlar ayıp bir şekilde çalınmış.”

Enstrüman ayıp bir şekilde nasıl çalınır? İşte günlerdir düşünüp de cevabını bulamadığımız soru… Acaba diyoruz, sanatçı gitarı çırılçıplak soyunup da mı çaldı? İyi ama böyle çalsa bile denetimciler plaktan gitarı çıplak bir kişinin çaldığını nasıl anladılar? Görüntülü plak değil ki bu…

Dünyanın hiç bir yerinde müstehcen bir gitar kullanılmıyor. Bir piyanonun ya da bir orgun seksi olması da söz konusu değil… Kısacası bizim düşündüğümüz sorunun cevabını Denetim Kurulu bulmuş anlaşılan. Eee ne demişler? El elden üstündür!..

Aslında Barış Manço’nun TRT Denetim Kurulu’na kızgınlığı bununla da kalmıyor. Sanatçı, “Dünyanın en ilginç denetimi bizde herhalde”diyor. “Lambaya Püf De” adlı parçamızı enstrümanları ayıp bir şekilde çalmışsınız diye yasakladılar. Daha sonra ‘Acıh da Bağa Vir’ adlı parçamıza Türkçe’nin diyalektiği ile oynamışınız gerekçesi ile yayınlanamaz raporu verdiler. Ayrıca bu parçadaki lehçenin Doğu Anadolu’ya ait olduğunu belirttiler. Hâlbuki Balıkesir ve dolaylarına aitti. Türkçenin diyalektiği ile oynamadığımız gibi, aynen lehçeyi radyo ve TV’de zaman zaman izlediğimiz bir sanatçı sık sık kullanıyor.

“İşte Barış Manço’nun uzun zamandan beri ekranda çok az görünmesinin nedeni bu. Denetim Kurulu parçalarının yayınlanmasına izin vermediği için, sanatçı Türk müzikseverlere sadece yapıtı plaklarla seslenebildi… “Baktım ki TV ve radyo ile sesimi duyuramayacağım. Bu kez konserlerle halka yaklaşmaya çalıştım. Sonbahar içinde iki ay süre ile Anadolu’nun çeşitli kentlerinde tam 66 konser verdik” diyordu Barış Manço…

Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi bu yüklü turne içinde öyle yoğun bir çalışma içine girmiş ki, bazı kentlerde oynayan kendi filmini bile seyretmeye fırsat bulamamış. “Düşünün bir kere. Biz bir sinemada konser veriyoruz. Karşısındaki sinemada ise benim filmim oynuyor. Bir türlü kısmet olmadı. Konser bitti mi hadi bavul başına. Ondan sonra ver elini başka şehir.”

Gerçekten bu filmi izleme konusunda Barış’ın şansı bir türlü tutmadı. Zira Anadolu’da izleyemediği filmini İstanbul’da da seyredemedi. İstanbul sinemalarına afişleri asıldığı sırada apar topar Kurtalan Ekspresi ile Belçika’daki TV programına Yetişebilmek için yurttan ayrıldı.

BARIŞ AVRUPA’DA NELER YAPACAK?

Sanatçı ve orkestra arkadaşları bu hafta, 10 Şubat’ta Hollanda TV’sinde “TV 7” adlı bir programa çıkacaklar. Bu program bizim Telespor’a benziyor. Sanatçı ile hem röportaj yapılıyor, hem de şarkıları yayınlanıyor. Bunun ardından Alman WDR ve İngiliz BBC için birer konser programı var. Bütün bu çalışmaların yanı sıra, Barış Manço ve Kurtalan Ekspresi tıpkı Anadolu’ya yaptıkları gibi, Hollanda’da da bir turneye çıkacak. Çeşitli kentlerde Türk işçilerine ve Hollandalı müzikseverlere seri konserler verecek.

Barış Manço’nun Avrupa’da en çok önem verdiği çalışma ise Belçika’da yapacağı plak çalışması olacak. “Bu Long-Play için uzun süredir hazırlanıyorduk. CBS plak şirketi için yapacağımız bu Long Play İngilizce sözlü parçalardan oluşuyor. “2023”, “Nazar Eyle”, ve “Bebek” gibi parçalarımızın da yer alacağı plaktan çok ümitliyiz” diyordu, İstanbul’da hayranlarına, bizlere veda etmeden önce…

Barış Manço’nun yurt dışındaki bu olumlu çalışmalarından hem gurur duyuyor, hem de üzülüyoruz. Gurur duyuyoruz, çünkü bizim sanatçımız sevindirici çalışmalar yapıyor. Üzülüyoruz, çünkü kendi sanatçımıza sahip çıkamıyoruz. Gönül ister ki kafalarındaki örümcekler yok olsun, kendi sanatçılarımızı ekranlarımızdan, radyolarımızdan doya doya izleyelim, dinleyelim.

(TV’de 7 GÜn, 1975)

CEVAP VER